İL TANITIMI | Adana

Adana Valisi Hüseyin Avni ÇOŞ

Adana Valisi Hüseyin Avni ÇOŞ

Adana Milletvekili Necati Çetinkaya

Adana Milletvekili Necati Çetinkaya

Adana Milletvekili Fatoş Gürkan

Adana Milletvekili Fatoş Gürkan

Adana Milletvekili Prof.Dr.Necdet Ünüvar

Adana Milletvekili Prof.Dr.Necdet Ünüvar

Adana Milletvekili Ali Halaman

Adana Milletvekili Ali Halaman

Adana milletvekili Ümit Özgümüş

Adana milletvekili Ümit Özgümüş

Adana Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Zihni Aldırmaz

Adana Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Zihni Aldırmaz

Adana Çukurova Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Zekeriya Şarbak

Adana Çukurova Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Zekeriya Şarbak

Adana Çukurova Belediye Başkanı Yıldıray Arıkan

Adana Çukurova Belediye Başkanı Yıldıray Arıkan

Adana Sarıça Belediyesi Başkanı Ahmet Zenbilici

Adana Sarıça Belediyesi Başkanı Ahmet Zenbilici

Adana Yüreğir Belediye Başkanı Mahmut Çelikcan

Adana Yüreğir Belediye Başkanı Mahmut Çelikcan

Adana Kozan Belediye Başkanı Kazım Özgan

Adana Kozan Belediye Başkanı Kazım Özgan

Adana Ceyhan Belediye Başkanı Hüseyin Sözlü

Adana Ceyhan Belediye Başkanı Hüseyin Sözlü

Adana Beyteks Tekstil Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi Yönetim Kurulu Başkanı Ali İlbeyli

Adana Beyteks Tekstil Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi Yönetim Kurulu Başkanı Ali İlbeyli

Adana Hacı Sabancı Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu Başkanı Bekir Sütçü

Adana Hacı Sabancı Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu Başkanı Bekir Sütçü

Adana Ticaret Odası Başkanı Ali Gizer

Adana Ticaret Odası Başkanı Ali Gizer

Adana Sanayi Odası Başkanı Sadi Sürenkök

Adana Sanayi Odası Başkanı Sadi Sürenkök

Buğra Ecza Deposu Yönetim Kurulu Başkanı Emrah Talaş

Buğra Ecza Deposu Yönetim Kurulu Başkanı Emrah Talaş

Adana Ticaret Borsası Başkanı Muammer Çalışkan

Adana Ticaret Borsası Başkanı Muammer Çalışkan

Adana İl Sağlık Müdürlüğü

Adana İl Sağlık Müdürlüğü

Adana Olgunlaşma Enstitüsü

Adana Olgunlaşma Enstitüsü

Adana İl Tanıtımı

                                     GENEL TANITIMI

Türkiye’nin güneyinde Akdeniz kıyısında yer alan ve tarihçesi şu anki bilgiler ışığında M.Ö. 6.000’lere kadar giden Adana, tarih boyunca birçok uygarlığa ev sahipliği yapmıştır. Kültür ve tarih meraklılarının, kentin kalabalığından kaçmak isteyenlerin, doğa sporu meraklılarının, damak zevkine düşkün olanların yani kısacası herkesin bir şeyler bulabileceği bir yer.  Adana’yı ziyaret ettiğinizde dört bir yanına dağılmış olan Antik kentlerde tarihe bir yolculuk yapabilir, Adana tarihinde yer eden uygarlıkların izlerini keşfedebilir, muhteşem bir doğa içinde yaylalarında oksijen depolayabilir, sunduğu eşsiz lezzetlerle damak zevkinizi şımartabilir ve farklı tatil seçenekleriyle tüm bir yılın yorgunluğunu keyifli biçimde üzerinizden atabilirsiniz.

Adana, tarihi boyunca önemi hiçbir zaman kaybolmayan ender şehirlerden birisidir. Seyhan ve Ceyhan ırmakları arasında bulunmasının getirisi olan bereketli toprakları, ticari ve askeri yollar üzerindeki stratejik konumu Adana’nın aralıksız biçimde yerleşimlere sahne olmasına neden olmuş ve sürekli olarak farklı uygarlıklar arasında el değiştirmiştir. Tarihinde yer eden 18 uygarlığın neredeyse tamamı da Adana’da bir şekilde izini bırakmış; bir antik kent, bir anıt ya da kitabeyle bu topraklardaki varlığını adeta ölümsüzleştirmek istemiştir.

 

 
Bu sayede kentin farklı yerlerinde birçok yerleşim şekillenmiş, bir uygarlıktan sonra başka bir uygarlığa hizmet eden çok sayıda kaleyle yollar gözetlenmiştir. Yüzlerce yaşındaki köprüler savaş zamanlarında ordular, barış dönemlerinde doğunun mallarını batıya taşıyan kervanlar tarafından kullanılmış, farklı dinlerin egemenliğini sembolize eden dini yapılar kentin farklı yerlerini süslemiş ve Adana bir uygarlık tarih sahnesinden çekilirken bir diğerine kucak açarak günümüze kadar önemini koruyarak gelmiştir.
Günümüzde 750 milyon doları aşan ihracatıyla Adana, ekonomi, sanayi ve bankacılık alanlarında Türkiye'nin önde gelen şehirlerinden birisidir. Çukurova Üniversitesi, modern hastaneleri ve karayolları, otelleri, havaalanı ile birlikte sinema ve tiyatrolarıyla da kültürel açıdan da zengin bir merkezdir. 11.000.000 m2'lik arazisiyle Türkiye'nin en büyük Organize Sanayi Bölgesi olma özelliğini elinde bulunduran Organize Sanayi Bölgesine sahip olan Adana, Yumurtalık serbest bölgesinin de hizmete girmesiyle birlikte, GAP bölgesinden elde edilecek ürünlerin işlenmesi ve ulaşımında önemli bir role sahip olacaktır.

                                 ADANA'NIN SİMGELERİ           

                                                                                                     

                                                         BÜYÜKSAAT KULESİ

Yapımına 1881 yılında Ziya Paşa'nın valilik döneminde başlanan ve 1882 yılında Vali Abidin Paşa tarafından tamamlanan Adana Saat Kulesi, 32 metre yüksekliği ile Hükümet Meydanı Ali Müfit Caddesi üzerine Adanalılar'ı selamlıyor. Yüzey kenarı 8 metre genişliğinde olan kulenin tepesinin dört yanı saat kadranı ile kaplı. 1925'te Almanya'dan getirilen saat makinesiyle yenilenen saat kulesinin, yapımı sırasında kiremit kaplı olan çatısı bugün çeşitli anten ve alarm düdüğü gibi aygıtlarla donanmış.
Adana'nın "Büyük Saati"nin üzerinde "Societe Jntibah Tourhan Djemala a co Adana Turkei" yazıları bulunan dev çan ise görmeye değer güzellikte motif ve kabartmalar taşıyor. Önceki yıl Adana'da yaşanan depremden hasar gören saat kulesinde; kule taşları arasında ileri geri çıkmalar, oynamalar, duvar sıvalarında dökülmeler meydana geldi.
Adana’ya ilk saat Abidin Paşa’nın çabasıyla girmiş oldu(1882). Saat kulesinde her saat başı, vakit belirleyen güçlü ses, kentin birçok yerinden duyulurdu. Resmi dairelerdeki görevliler, işe başlama ve işten ayrılma saatlerini burdan buna göre ayarlardı. Hele namaz vakitleri kolaylıkla belirlenirdi.

 

 TAŞ KÖPRÜ

Taşköprü, Seyhan Nehri üzerinde, Adana kent merkezinde, Adana (Seyhan) ve Karşıyaka (Yüreğir) yakalarını birleştiren, köprüdür. Adana'nın simgesi olarak kabul edilen köprü, bir Roma dönemi eseridir. Taşköprü'nün Roma İmparatoru Hadrian tarafından yaptırıldığı ve Roma İmparatoru Justinianus zamanında ciddi şekilde onarıldığı aktarılmaktadır. Seyhan Nehri üzerinde bulunan, aslen 21 gözlü olan köprü, Seyhan Nehri'nin ıslahı sırasında 7 gözünün toprak altında kalmasıyla 14 gözlü olarak hizmet veriyor. İlk yapıldığında yarı yarıya daha dar olan köprü daha sonra genişletilmiştir. Köprünün her iki girişinde de bugün bile kullanılan ismiyle, şu anda mevcut olmayan "Kale Kapısı" denilen iki taç kapısı olduğu bilinmektedir. Osmanlı döneminde birkaç kez onarılan Taşköprü, günümüzde de hizmet vermeye devam etmektedir. 310 metre uzunluğundaki köprünün genişliği 11.40 metredir.Taşköprü'nün 2006 yılı başında restorasyon çalışmalarına başlanmış ve 2007 başlarında çalışma sona ermiştir. Ayrıca Taşköprü Dünyada hala kullanılan en eski köprüdür.

                                                    

 

 

                 MERKEZ CAMİİ

Sabancı Merkez Camii, Adana şehrinin merkezinde, Seyhan nehri kıyısında yer alan, Türkiye’nin en büyük camisidir. 1998 yılında hizmete açılmıştır. 32 metre çaplı ana kubbesi ile Türkiye’nin en büyük kubbeye sahip camisidir. Caminin proje mimarı Necip Dinç’tir.

27,000 kişilik cami, son cemaat mahaliyle birlikte 6600 metrekareye yayılmıştır; 9 fil ayağı üzerine oturur. Klasik Osmanlı mimarisi tarzında yapılmıştır. Genel görünüm olarak Sultanahmet Camii’ne, plan ve iç mekân olarak Selimiye Camii’ne benzer. Bu nedenle Sabancı Merkez Camii için “Selimiye’nin eşi, Sultanahmet’in kardeşi, Kocatepe’nin çağdaşı.” denmektedir.

Dört yarım-kubbe, 5 kubbe, 6 minaresi vardır; bunlar 4 kitap, 4 halife ve 4 mezhebe, İslam’ın 5 şartına, imanın 6 şartına karşılık gelmektedir. 32 metre çaplı ana kubbe 32 farza, avludaki 28 kubbe Kuran’da adı geçen 28 peygambere, ana kubbedeki 40 pencere Hz. Muhammed’(sav)in peygamber olduğu yaşa ve 40 rekât namaza, 99 metrelik 4 minare Allah’ın 99 güzel ismine karşılık gelir.Caminin temeli 13 Aralık 1988’de atılmıştır. 65 bin metrekarelik arsası Adana Büyükşehir Belediyesi tarafından Türkiye Diyanet Vakfı’na devredilmiş; halkın bağışları ile caminin %50’si tamamlanmıştır. Geri kalan %50, Hacı Sabancı ve onun ölümünden sonra Sabancı ailesi tarafından karşılanmış; bu nedenle başlangıçta Merkez Camii olması düşünülen adı Sabancı Merkez Camii halini almıştır.

                                                    

                                                  SEYHAN NEHRİ

Seyhan Nehri, Türkiye'nin Akdeniz'e dökülen ırmaklarından birisidir. Uzunluğu 560 km'dir. Havza alanı ise 20.600 km²'dir. Orta Toroslar'ın (Tahtalı Dağları) uzanış doğrultusunda akan bu su, Çukurova'ya inmeden önce Adana'nın 80 km kuzeyinde Aladağ ilçesinin Akinek Dağı yamaçlarında diğer önemli kolu olan Göksu ile birleşir. Seyhan Nehri üzerinde Yedigöze, Çatalan ve Seyhan hidroelektrik santralleri kurulmuştur.

 

                                           

 

 

 

 

                          ADANA KÜLTÜR TURİZM VE TİCAERETİ  

                         ANTİK KENTLERDE TARİHE YOLCULUK

Antik Kilikya’nın önemli bir kenti olan Adana hem zamansal çeşitlilik, hem de sayısal açıdan Anadolu’nun en zengin kalıntılarına sahip kentlerinden birisidir. Adana sınırları içerisinde yer alan 10’dan fazla antik yerleşim yeri, kentin kültürel zenginliğinin en önemli göstergesidir. 

                                                      Misis Antik Kenti (Yakapınar)

Adana-Ceyhan karayolu üzerinde, Ceyhan Nehri kenarında kurulmuş ve günümüzdeki ismi Yakapınar olan Misis’in tarihi Hititler’e kadar uzanır. Yani kentin tarihçesini 3.000 yıl öncesine kadar götürmek mümkün. Efsanelere göre Misis ismini, Truva Savaşı’nın kahramanlarından Mopsos’tan almıştır. Mopsos, Truva savaşının ardından buraya gelerek kenti baştanbaşa onarmış ve bu yüzden kent de Mopsus’un Yurdu anlamına gelen Mopsusestia olarak anılmaya başlamış ve daha sonradan Misis haline dönüşmüştür.Misis, tarihi boyunca önemli askeri ve ticari yollar üzerinde yer almış bir kent. Ortasından geçen Ceyhan Nehri’nin üzerinde inşa edilmiş dokuz gözlü Misis Köprüsü’nün tarihçesi de MS 4. yüzyıla Roma Dönemi’ne gitmekte. Köprü yüzlerce yıl boyunca bu yol üzerindeki en önemli geçit noktasını meydana getirmiş, efsanelere de konu olmuş. Bu efsanelerden birisine göre tıp konusunda yaptığı çalışmalarla ünlenen ve adı Kuran-ı Kerim’de de geçen Anadolu’nun evliya kişilerinden ölümsüzlük ilacını bulduğuna inanılan Lokman Hekim’in formülün yazılı olduğu kâğıdı düşürerek kaybettiği yer bu köprüdür.Yerleşimin en göze çarpan anıtı olan köprünün civarından başlayarak antik kentin izlerini takip edebilmeniz mümkün. Köprünün 200 metre batısındaki tiyatronun izleri, sur kalıntıları bu izlerin başlıcalarıdır. Birçok kez depreme maruz kalan kentte yer alan bazı anıtlar ise bu felaketlere dayanamayarak ortadan kalkmıştır. Bunlardan birisi de İpek Yolu üzerindeki Havraniye Kervansarayı. Misis’in en önemli zenginliği kazılarda ortaya çıkartılan mozaiklerin sergilendiği Misis Mozaik Müzesi’dir. Özellikle Hz. Nuh’un tufan efsanesini anlatan eşsiz mozaikleri görmek için bu müzenin mutlaka ziyaret etmenizi öneririz.

       Ayas Antik Kenti (Yumurtalık)

 

Ayas Antik Kenti’ne ulaşmak için Adana’ya 48 km uzaklıktaki Ceyhan’a ve daha sonra Yumurtalık’a gitmek gerekir. Bir sahil yerleşkesi olan Yumurtalık’ta yer alan Ayas Antik Kenti’nin 2000 yıldan daha eski bir tarihi var. Kentin önemi dünyanın ilk hastaneleri, hatta tıp eğitimi de verildiği için ilk tıp okulları sayılan Asklepion’lardan birisinin burada kurulmuş   olmasından ileri geliyor. Ne yazık ki Bizans İmparatoru Konstantin tarafından yıktırıldığı için günümüze gelememiş olan yapının kalıntıları kentin farklı noktalarına dağılmış durumda. Kentin içinden geçen derenin suları arasında serpiştirilmiş veya hemen deniz kıyısında kaderine terk edilmiş olan sütunlar antik dünyanın bilinen en büyük üç Asklepion’dan birisi olan bu yapıya ait. Kentte görülmeye değer diğer yapılar arasında ise Liman Kalesi, Süleyman Kulesi, halk arasında ismi Kız Kalesi olarak da bilinen Ada (Deniz) Kalesi, Marko Polo İskelesi ve ayrıca Sütunlu Cadde sayılabilir.

 

 

 

 

              Adania Antik Kenti (Tepebağ)

 

Adania, Taşköprü civarında ve Seyhan Nehri’nin kenarında Adana’nın bir mahallesi olan Tepebağ’da yer alır. Henüz kapsamlı bir arkeolojik kazı yapılmamasına rağmen 1882’de bir bina inşaatı sırasında bulunan ve günümüzde, New York Metropolitan Müzesi’nde sergilenen Mısırlı Hemşire Sansneferu Heykeli Tepebağ’ın tarihçesinin en azından M.Ö. 1800’lere kadar gittiğini kanıtlıyor.

            Binlerce yıllık toprakaltı buluntularının zenginliği kadar Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerinin sivil mimari örneklerinin görülebildiği, Adana’ya özgü cumbalı, ortası bahçeli evleri ile Tepebağ otantikliği her yönüyle size yaşatacak bir yerleşim. Özellikle, Seyhan Nehri kenarında bulunan yalı tipi evler herkesin büyük ilgisini çekmektedir. Günümüzde Atatürk Bilim ve Kültür Müzesi olarak kullanılan ve Atatürk’ün Adana’ya ziyaretleri sırasında iki kez kaldığı Suphi Paşa Konağı ile restore edilip butik otel olarak kullanılmaya başlanan 114 yıllık Bosnalı Salih Efendi Konağı buradadır. Sabancı Merkez Camisi, Arkeoloji Müzesi ve Güzel Sanatlar Galerisi de Tepebağ’a yapılacak bir ziyarette mutlaka görülmesini tavsiye ettiğimiz diğer yerlerdir.

 

Magarsus Antik Kenti (Karataş)

 

 

Adana’ya 43 km mesafedeki Karataş İlçesi’nin 5 km batısında bulunan falezlerden Küçük Karataş Köyü’ne kadar uzanan arazi üzerinde kuruludur. Efsaneye göre, Truva Savaşı’nda birbiriyle savaşan ancak sonradan arkadaş olan Kilikyalı Mopsos ile Yunanlı Anflakos tarafından kurulmuş bir kenttir. Antik Kilikya’nın önemli kentlerinden Mallos’un dini merkezi olan Magarsus tapınaklarıyla tanınmış, özellikle Büyük İskender’in dua ettiği Athena Tapınağı ile de ün kazanmıştır. Deniz boyunca uzanan kent surları, tiyatro, stadium, kilise ve hamam ziyaretçilerin ilgisini çekebilecek önemli kalıntılardır.

 

 

 

 

 

 

 

                                        

    Anavarza Antik Kenti (Dilekkaya Köyü)

Adana’nın Ceyhan ilçesi sınırları içinde, Kozan-Kadirli yolunun yaklaşık 20. km’sindedir. Roma İmparatorlarından Septimus Severus’un Pescennius Niger ile yaptığı iktidar savaşı sırasında Severus’un tarafını tutan kent, Severus’un galip gelerek imparatorluğun tek hâkimi olmasından sonra ödüllendirilmiş ve tarihinin en parlak dönemini yaşamaya başlamıştır. MS 204-205 yılında Kilikya, Isauria ve Likaonia Eyaletleri’nin metropoliti olmuş, 408 yılında Kilikya’nın başkenti haline gelmiştir. Günümüzde Açıkhava Müzesi olarak faaliyet gösteren ören yerinde zafer takı, kale, sütunlar ve mozaikli iki havuz görülmeye değer niteliktedir.

 

 

 

 

 

Şar Antik Kenti

 

            Toros Dağları üzerinde, Adana’ya 210 km uzaklıkta Tufanbeyli ilçesinin 20 km kuzeydoğusundaki Şar Köyü’nde yer alır. Hititler döneminde de önemli bir merkez olduğu bilinen kentin en görkemli yapısı olan ve MS 2. yüzyıla tarihlenen Ala Kapı, Roma Dönemi’ne ait bir tapınağın günümüze ulaşan bir parçası. Ala Kapı’nın hemen yanı başında, tapınağa ait diğer kalıntıları da görmek mümkün. Açık hava tiyatrosu da yine Roma Dönemi’ne aittir. Halkın Kırık Kilise olarak adlandırdığı yapı ise MS 4. yüzyılda Roma Senatörü Aurelius Claudius Hermodarus’a ait bir anıt mezar olarak yapılmış, daha sonra Bizans Dönemi’nde ise kilise olarak kullanılmıştır. Antik kentin günümüze kadar ayakta kalabilmiş diğer bir yapısı ise kırmızı tuğladan inşa edilmiş olan Bizans Kilisesi’dir. Şar’da ayrıca suyollarına, antik havuzlara ve kaya mezarlarına da rastlanabilmektedir.

 

 

 

Akören Antik Kenti

 

           

Aladağ ilçesinin Akören Beldesi civarında yer alan kentin kurulduğu tarih kesin olarak bilinmemektedir. Ancak kent kalıntıları ve kiliseler Roma ve Bizans dönemlerinde yerleşim gördüğünü kanıtlar. Akören civarındaki Mazılık ve Kayaören Köyü’nde de benzer biçimde kilise ve diğer kalıntıları görmek mümkündür.

 

 

 

 

 

 

 

 

                        ADANA TARİHİNDE YER EDEN UYGARLIKLARIN İZLERİ:

                   TARİHİ YAPILAR

 

                Kaleler Kenti

Askeri açıdan da oldukça önemli bir geçit yerinde bulunan Adana’daki medeniyet izlerinin önemli bir bölümünü yolların gözlenmesi ve korunmasını sağlayan kaleler oluşturur. Düz bir arazi üzerinde yer alan Çukurova’da, insanlar korunmak için neredeyse her tepenin üzerine bir kale inşa etmiştir. Eğer yörede bir tepe bulunmuyorsa, önce yığma taşlardan bir tepe oluşturulmuş, sonra da bir kale bu tepenin üzerine yerleştirilmiştir. Hem korunmak hem de haberleşmek amacıyla kurulan kaleler, birbirine uzaklığı 15-20 km’yi geçmeyen zincirler halinde Akdeniz’den Toroslar’a doğru uzanır.  Adana’nın stratejik önemiyle ilişkili olarak tarihi boyunca sürekli ele geçirme ve savunma mücadelesinin kanıtları olan bu kaleler arasında ilk dikkati çekenlerinden birisi ünlü Şahmeran Efsanesi’nde yılanların efendisi olan Şahmeran’ın kaldığı kale olduğuna inanılan Yılankale. Farklı uygarlıklar tarafından kullanılan kalenin içinde Hıristiyanlık Dönemi’ne işaret eden bir kilise kalıntısı da var.

Yılankale ve Anavarza Kalesi arasındaki kale zincirini tamamlamak için inşa edilmiş. Tumlu Kalesi de aynı bölgedeki bir diğer kale. Bu kaleleri Misis ve Anavarza antik kentlerinin bir arada görülebileceği bir gezi ile bir gün içinde görebilmek mümkün. Bunların dışında kalan önemli kaleler ise 6 km’lik bir sur zinciri meydana getiren Kozan Kalesi, 2300 yıllık bir tarihe sahip olduğu düşünülen Karasis Kalesi’dir. Bu kalelerin birçoğunun yer aldığı tepelere ulaşım zor olsa da gerek kalelerin genel yapısı gerekse de bulundukları tepelerden sundukları manzaralar çekilen tüm yorgunlukları unutturur niteliktedir.

                                       İpek Yolu’nun İzleri

 

Tarihin en eski deniz ticareti kavmi olarak bilinen Fenikeliler, yine dünyanın en eski tüccar kavimlerinden olan Asurlular zamanında dahi konumu itibariyle stratejik önemi kavranmış olan Adana, Doğu Roma’nın en büyük ticari merkezi olmuş, Selçuklular ve Osmanlı İmparatorluğu zamanında da İpek Yolu üzerinde yer alarak bu önemini devam ettirmiştir.

Binlerce yıla yayılan ticari öneme sahip bir kent olan Adana’ya ulaşmak isteyenlerin önünde iki büyük engeli oluşturan Seyhan ve Ceyhan nehirlerini geçmek için köprüler inşa edilmiştir. Bunların en önemlilerinden ilki Seyhan Nehri’nin en dar noktasında MS 385 yılına inşa edilen ve dünyanın hala kullanılan en eski köprüsü olan Taşköprü’dür. Antik Misis Kenti’nde yer alan ve yalnızca Adana’nın değil tüm Anadolu’nun en eski Roma Köprüsü olan Misis Köprüsü de yüzlerce yıldır gerek fetihlere çıkan ordulara gerekse de binlerce kilometre uzağa mallarını götüren tüccarlara yardımcı olmuştur.

Tarih boyunca çok sayıda inşa edilen han ve kervansaraylardan günümüzde ayakta kalan Ceyhan’ın Kurtkulağı Beldesi’ndeki 18. yüzyıl tarihli Kurtkulağı Kervansarayı ve Adana’daki Ramazanoğlu Külliyesi içindeki Tuz Hanı önemli tarihi eserler arasındadır. Bu han aslında Türkiye’de günümüze gelmeyi başaran en eski Türk evi olan 1495 tarihli, padişahların seferler sırasında konakladıklarına inanılan Ramazanoğlu Konağı’dır. Konak, bir zamanlar Adana’nın siluetinin önemli bir bölümünü meydana getiren ancak günümüzde mahalleler arasına çok az örneği kalmış sivil mimari örneklerinin de adeta bir temsilcisi.  16. yüzyıla tarihlenen ve günümüzde dahi ticari canlılığından bir şey kaybetmemiş olan Ramazanoğlu Çarşısı’nda bir zamanlar dükkânlar, atölyeler ve hanlar bulunuyordu. Günümüzde ise iki bedesten dışında Gön Han’ın yalnızca girişi ayaktadır. Yine 16. yüzyıl tarihli Çarşı Hamamı da çarşıya yapılacak bir gezi sırasında ziyaret edilebilir.

 

                      İbadet Mekânları

Adana’dan pek çok uygarlık gibi pek çok din de gelip geçmiştir. Bu yüzden çok tanrılı inançlara ait tapınaklardan kilise ve camilere kadar farklı dinlere ait ibadet mekânları vardır. Bizans öncesi dönemlerde Adana’da hâkim olan pagan dinlere ait çeşitli tanrılara adanmış tapınakların kalıntılarına antik kentlerin neredeyse tamamında rastlamak mümkün. Yine antik kentlerde, kalelerin içinde, ilçelerde ve özellikle Aladağ’da pek çok kilise kalıntısı yer alıyor. Adana merkezde günümüze gelebilen tek kilise Tepebağ Mahallesi’nde bulunan, 1880’li yıllarda yapılan Saint Paul Katolik Kilisesi’dir. Kilisenin tepesinde yer alan Meryem Ana’nın 2.5 m’lik tunç heykelinin bebeğe benzetilmesi nedeniyle halk arasında Bebekli Kilise olarak da biliniyor. Bir medreseyle yan yana bulunan Yağ Camisi de 1501 yılında Ramazanoğulları döneminde camiye dönüştürülmüş ve yanına da bir minare ilave edilmiş eski bir kilisedir. 1845 tarihli bir diğer kilise ise günümüzde Etnografya Müzesi olarak kullanılmaktadır. 

Adana, Anadolu’da Osmanlı topraklarına en geç katılan yerlerden biridir. Ancak kente İslamiyet’in gelmesi 8. yüzyılda Abbasiler Dönemi’ne kadar uzanmaktadır. Ardından farklı milletler arasında el değiştirmiş, son olarak Ramazanoğulları Beyliği’ne, 1517 yılında Mısır Seferi’ne çıkan Yavuz Sultan Selim’in son vermesiyle Adana Osmanlı topraklarına katılmıştır. Kentte yer alan tarihi camiler de Adana tarihinde yer etmiş en önemli İslam devletleri olan Ramazanoğulları ve Osmanlılara ait.

Adana’daki en önemli tarihi camiler genelde kent merkezinde yer alır. Bununla beraber çevre ilçelerde de oldukça önemli camiler vardır. Kozan Kalesi içinde yer alan ve 1448 tarihli Hoşkadem Camisi, Mısır hükümdar tarafından yaptırılmış ve genel özellikleriyle Memluk tarzında bir yapıdır. Ceyhan’ın 12 km güneydoğusunda yer alan Kurtkulağı Kervansarayının hemen yanında ilginç minaresiyle dikkat çeken cami ise 1601 tarihlidir.   

Adana merkezde yer alan camilerin en eskisi 1489 tarihli Akça Mescit ya da diğer adıyla Ağca Mescit. Bir Türkmen Beyi olan Ağca Bey tarafından inşa ettirilen Akça Mescit Adana’daki en eski Türk yapısı olması nedeniyle de önem taşır.

Adana, farklı kültürlerin buluşma noktasında yer alması nedeniyle yaşam biçimi ve kültüründe olduğu gibi mimari eserlerinde de çeşitli etkilere her zaman maruz kalmış. Bundan dolayı birçok yapıda çeşitli üslupları ve Adana kültüründe yer eden uygarlıkların izlerini görmek mümkün.  Bu durumun en önemli örneği ise Adana’nın en eski camilerinden bir diğeri olan ve Akça Mescit’in yakınlarında yer alan 1507 tarihli Ulu Cami’dir. Mimari özellikleri dolayısıyla hem Selçuklu, hem Memluk hem de Osmanlı Sanatı’nın izlerini taşıyor. Çini kaplamalarıyla ünlü olan caminin güneyinde de Ramazanoğulları’na ait görkemli bir türbe, doğusunda ise 1540 tarihli bir medrese yer almakta.

Farklı etkilere maruz kalmış yapılardan bir diğeri ise 1682 tarihli Mestanzade Camisi. Osmanlı’da batı etkilerinin görüldüğü en erken tarihli eserlerden birisi olan bu caminin yanında 1724 tarihli Yeni Cami’nin de mimarisi dolayısıyla Memluklu etkisinde olduğu kabul ediliyor.

Ali Ağa Mahallesi’nde, Yağ Camisi’nin yakınlarında bulunan 1558 tarihli Hasan Ağa Camisi farklı üslupların etkilemediği Klasik Osmanlı Mimarisi’nin Adana merkezdeki tek örneği. Caminin planını hazırlayan kişinin ünlü Osmanlı mimarı Mimar Sinan olduğuna inanılıyor. Özellikle müezzin mahfilindeki ahşap işçiliğinin güzelliği ile Adana’ya gidildiğinde mutlaka görülmesi gereken eserlerdendir.

Günümüzde Adana ile özdeşleşmiş, en önemli cami ise Seyhan Nehri’nde Taşköprü civarında yer alan ve Türkiye’nin en büyük camisi olan Sabancı Camisi. Cami, görünümünün aksine oldukça çağdaş bir eserdir.

 

                                          AKDENİZ’İN VAZGEÇİLMEZİ DENİZ-KUM VE GÜNEŞ

Adana Türkiye’nin Akdeniz kıyısında yer alan diğer kentlerine göre daha kısa sayılabilecek 160 km uzunluğunda bir sahil şeridine sahiptir. Buna rağmen Akdeniz’in berrak sularına girilecek ve hem doğal hem de tarihi güzellikleri ile dikkat çeken çok önemli plajları var.  Şehir merkezine yarım saatlik mesafede yer alan Karataş bu plajların başında geliyor ve tarih meraklılarının da ilgisini çekebilecek biçimde Magarsus Antik Kenti’nin kalıntılarına yakın. Aynı gün içinde hem tarihi kalıntılar arasında dolaşabilir ardından yorgunluğunuzu denize girerek atabilirsiniz. Yumurtalık da denize girmenin yanında Ayas Antik Kenti’nin ve civarındaki kalelerin de ziyaret edilme zevkinin yaşanabileceği eşsiz güzellikte plaja sahip bir yer olarak dikkat çeker.

 

                           OKSİJEN DEPOSU MUHTEŞEM DOĞA: ADANA YAYLALARI

 

Adana konumu itibariyle Türkiye’de yaz aylarının en sıcak geçtiği yeri. Adana halkı da bunun çaresini Adana’nın yaslandığı dağlarda yer eden yaylalarda bulmuştur. Yüzlerce yıllık bu alışkanlık nedeniyle yayla kültürü aynı zamanda Adana’nın kültürel bir değeridir. Yayla yaşamına özgü ahşap evlerin yanında ömürlerinin tamamını bu yaylalarda geçiren Yörüklerin el emeği ürünleri olan tahta ve bakır işlemeciliği, kilimler ve dokumalar ise Adana’da yayla kültürünü biçimlendiren diğer öğeler.

Kozan İlçesi’nde yer alan Horzum ve Çulluuşağı Yaylaları’nda yayla mimarisinin güzel örneklerini oluşturan ahşap evler yanında ziyaretçilere hizmet veren dinlenme tesisleri de mevcut. Kamp yapılabilecek ve konaklama tesislerin de bulunduğu diğer bir yer Pozantı İlçesi’nde taştan ve ahşaptan inşa edilmiş geleneksel yayla evlerinin görülebildiği, yaban hayatının da oldukça zengin olduğu Belemedik Yaylası; üç farklı yaylanın birleşmesiyle meydana gelmiş olan Akçatekir Beldesi Yaylası yanında yaban hayatının zenginliği ile dikkat çeken Armutoluğu Yaylası bakir bir tabiat içinde doğa yürüyüşleri yapmak, nadide çiçekleri bitkileri keşfetmek isteyenler için ideal. Asar Yaylası ve Fındıklı Yaylası da benzer özellikler taşıyan kamp kurulabilecek, bozulmamış bir doğa içinde gezinti yapılabilecek bir alan. Aladağ Meydan Yaylası ise ormanlık alan içinde kamp ve piknik yapılabilecek alanlara sahip. Doğal güzellikler ile tarihi bir arada yaşamak isteyenler Aladağ Ağcakise, Başpınar Bıcı ve Kosurga Yaylalarına gidebilirler. Karaisalı Kızıldağ Yaylası trekkingin yapılabileceği, bunun yanında yaban hayatını da inceleyerek fotoğraf karelerine yansıtacak görüntüler arayanlar için ideal. Feke İnderesi Köyü Yaylası, Tufanbeyli Kürebeli Yaylası, Pozantı Fındıklı Köyü Yaylası, Saimbeyli Çatak Yaylası ve Obruk Yaylası, Kozan Göller Yaylası, Pozantı Belemedik ve Asar Yaylaları da çevrelerini saran zengin bitki örtüsü arasında kendini gösteren yayla evleri, kendisiyle baş başa kalmak isteyenlerin tercih edebileceği bakir alanlar, fotoğraf meraklılarına en güzel kareleri sunan manzaraları arayanlar, doğada yürüyüşler yaparak oksijen depolamak aynı zamanda bitkileri ve yaban hayatını de gözlemlemek isteyenler için adeta bir hazine niteliğinde.

 

                   ALTERNATİF TATİL SEÇENEKLERİ İÇİN BİR CENNET

 

Doğal yapısı, nehirleri, yaylaları, uzun sahilleri ve berrak denizi, doğal oluşumları ile Adana hem doğaseverler için hem de doğa sporu meraklıları için oldukça ideal bir yer. Göksu Irmağı ve Çakıt Suyu kıvrımlı yatakları ve debileri ile rafting sporu meraklıları için oldukça uygun.  Adana’yı Anadolu’nun iç bölgelerinden ayıran ve yüksekliği 3000 metreyi bulan, nadir bitki ve çiçeklerle bezeli görkemli Toroslar dağ tırmanışı ve doğa yürüyüşü meraklılarına uygun farklı güzergâhlara sahip. Karaisalı ilçesinde yer alan Körkün Kanyonu doğal güzellikleri ile dikkat çeken ve doğa sporu meraklılarının ilgisini çekebilecek bir diğer alan. Aladağ yakınlarında yer alan Bığbığı Mağarası eşsiz güzelliği ile mağara turizmine yönelik bir potansiyel sunmaktadır. Toroslardan kaynağını alan çok sayıda akarsu ve dere, Seyhan ve Ceyhan Nehirleri, bunun yanında baraj gölleri sportif olta balıkçılığı meraklılarını kendisine çeken zenginlikte. Seyhan ve Çatalan Baraj Gölleri’nde rüzgâr sörfü yapma olanağı da var. Karataş ve Yumurtalık’ta sahil kesimlerinde ise sualtı dalışları yapılabiliyor.

Adana kuş ve bitki gözlem meraklıları için de oldukça zengin. Akdeniz ikliminde yetişen bunun yanında görkemli Torosların yüksek kesimlerini kendine yaşam alanı seçen nadir bitkiler Adana’nın oldukça geniş bir çerçevede bitki örtüsüne sahip olmasını da beraberinde getirmekte.

Torosların tamamında ise yaban hayatı çok zengin. Aladağlar Milli Parkı’nda yaban keçisi, ayı, vaşak, sansar, kurt, çakal, tilki, sırtlan, tavşan, gelincik, porsuk, alageyik, yaban domuzu, kirpi ve yırtıcı kuşlar gibi nesli tükenmekte olan hayvanlardan oluşan zengin bir faunası mevcut. 

 

Adana’daki sulak alanlar ve nehirler Adana’ya bereket getirdiği gibi birçok kuş türünün de göç yolları üzerinde Adana’da konaklamalarına neden olmaktadır. Adana’da kuşlara barınak sağlayan baraj gölleri, sazlıklar, nehirlerden kuş gözlem meraklılarının  mutlaka ziyaret etmeleri gereken özellikle iki yer var. Bunlardan ilki Ağyatan Gölü. Çukurova’daki en büyük lagün olan Akyatan Kuş Cenneti ise uluslararası öneme sahip bir sulak alan ve flamingonun da dahi olduğu çok çeşitli kuş türleri için göç yolları üzerindeki bir barınak. Yine kuşların göçlerini güvenli bir şekilde tamamlaması bakımından son derece önemli olan Yumurtalık Tabiatı Koruma Alanı soğuk kış şartlarında Orta Anadolu’da donan göller su kuşlarına da çok önemli bir kışlak görevini yerine getirir.

 

BUNLARI BİLİYORMUSUNUZ?

 - İsmi hala değişmeden kullanılmakta olan en eski kent ismi Adana’dır. Boğazköy metinleri olarak bilinen ve M.Ö. 1650 yıllarına tarihlendirilen bir Hitit tabletinde,  Adana civarından Uru Adania olarak bahsedilmektedir.

-Tarihin ilk yazılı antlaşması olan Kadeş Barış Antlaşması Adana’da bulunan Şar-Komana’da yapılmıştır.

-Kendini Adana Kralı olarak ifade eden Kral Asitawanda’ya ait Hitit ve Fenike dilleri ile yazılmış Hitit Şekil Yazısı Adana’dadır. 

-Tarihte ilk tıp eğitiminin verildiği Asklepion isimli tapınak-hastanelerinden birisi Adana’nın Yumurtalık İlçesinde yer almaktaydı.

-Dünyanın günümüze kadar gelebilmiş en eski tıp-eczacılık kitabının yazarı olan hekim Dioscurides Adana’nın bir antik kenti olan Anavarza’dandır. 

-Dünyanın hala kullanılan en eski köprüsü Misis Antik Kent’indeki Taş Köprü’dür.

-Tarihin ilk toplu sözleşmesi 19. yy’ın ilk yarısında Mısırlı İbrahim Paşa tarafından Adana’da yapılmıştır. 

-Türkiye’nin ve Ortadoğu’nun en büyük camisi Adana’da bulunan Sabancı Merkez Camisi’dir.

-Toros Dağları’nın bir kolu olan Aladağlar’da dünyanın hiçbir yerinde olmadığı kadar çeşitlikte çiçek ve bitki bulunur. 

-Bilimsel ismi “Chelonia Mydas” olan yeşil deniz kaplumbağası, Akdeniz’de sadece Göksu ve Çukurova Deltası’nda yaşamaktadır.                              

                                                             ADANA MUTFAK KÜLTÜRÜ

Her toplumun kendine özgü bir yerleşim, doğa ilişkileri, üretim tüketim biçimi vardır. Adana mutfak kültürü de yüzyılların deneyimlerinden süzülerek biçimlenmiş kuşaktan kuşağa aktarılan bir değerdir. Adana mutfak kültürünün şekillenmesinde, Adana'nın tarihi ve kültürel mirasının önemli bir rolü vardır. Adana'ya iç göçler nedeniyle konargöçer, köy, kasaba kültürü ve dış göçler nedeniyle çeşitli illerden kültürler taşınmıştır. Bu olgu da Adana mutfak kültürüne zenginlik ve çeşitlilik kazandırmıştır.

Toroslar ve çıvarı dağlık coğrafyaya sahiptir. Yakın zamana kadar kapalı toplum yapısına sahip olan bu yörede geleneksel mutfak kültürünün korunduğunu görüyoruz. Adana'da dağ, yayla, ova ve deniz kültürü iç içedir. Bu da Adana mutfağına zenginlik sağlamıştır. Adana'da tarım ve sanayinin gelişmesi ulaşım ve teknolojinin getirdikleri yenilikler, geleneksel mutfak kültürünün hızla değişmesine neden olmaktadır.

Hayvancılık yakın zamana kadar temel geçim kaynağıydı. Tarım, buğday, hububata bağlı ekonomi Adana mutfağının oluşmasında önemli etkendir. Adana'nın Akdeniz Bölgesi'nde bulunması, baklagiller, sebzeler ve meyveler yönünden çok zengin olması Adana mutfağını zenginleştirmiştir.

 

 

Adana insanı, çeşitli mutfak kültürleriyle beslenen mutfağını kendi yetenekleriyle öğrendikleri yemeklerin bir sentezini yaparak kendi damak zevkine uygun ve özgün bir “Adana Mutfağı” oluşturmuştur. Adana mutfağına hamur işleri, etli ve sebzeli yemekler hâkimdir. Adana mutfağında tat vericilerin önemli bir yeri vardır. Bunlar arasında maydanoz, nane, kırmızıbiber, kırmızı pul biber, sumak, karabiber, kimyon, süs biberi, kekik, nar ekşisi soğan, sarımsak vb. sıralanabilir. Göçebe kültürden yerleşik kültüre en son geçen Adana Türkmen ve Yörükleri binlerce yıllık Türk mutfak kültürünü de günümüze kadar koruyup saklayarak taşımışlardır. Onlarda Orta Asya Türk mutfak kültürünün örneklerini görüyoruz.

Adana’nın mutfağında spesifik olan, bazı ürünlerin çok önemi vardır. Adana’nın damak tatlarından en başta gelen, dünyaca meşhur ve tescilli olan Adana Kebap; damaklarda bıraktığı lezzet ile bir başkadır. Bu tat ile Adana’ya gelen misafirlerini ve kendilerini ağırlamaktan büyük bir mutluluk duyarlar. Lezzetindeki gizlilik: Toroslar da kekik yiyerek beslenen hayvanların etlerine verdiği o burcu burcu kokudan ileri gelir. Adana Kebabın koyun etinden olması şarttır. Dişi koyun etinden olmaz. Etlerin sinirleri tamamen temizlenmesi gerekir. Özel zırhlarda elde dövülen etlere tuz, salçalık biber koyularak yapılır. Et yağı az ise, kuyruk yağı ilave edilir.

Adana mutfağının farklı lezzetlerinden bir diğeri şalgam’dır. Şalgam turpu ve siyah havuçtan (çelem) hazırlanan özel ve şifalı bir içecektir. Şalgam suyu; şalgamdan tadını, siyah havuçtan rengini alır. Şalgamın hazırlanmasında püf nokta, mayanın hazırlanması ve mayalanma süresidir. Mayalanma süresi, kış günleri ile yaz günleri arasında farklılık gösterir. Şalgam; iştahı açması, sindirimi kolaylaştırması, nezle ve gribe karşı da son derece faydalı olması, afrodizyak özelliği içermektedir. Hazırlanan acı suyu ile acılı yâda acısız olarak Adana halkı ve gelen misafirlerine kebapların ve diğer yemeklerin yanında ikram ederler.

Nişasta ile yapılan, rendelenmiş buz ve meyve dilimleriyle sunulan Bici Bici isimli tatlı da sıcak Adana günlerinde tadıyla ferahlık sunar. Halk arasında kısaca bici olarak anılır. En bilinen şekliyle rendelenmiş buz, pişmiş nişasta, pudra şekeri ve şerbetten oluşur. Ayrıca bunlardan başka bir de meyan kökü isimli bitkiden yapılan Aşlama da Adana’nın tarih boyunca misafirlerine sunduğu özgün bir içeceğidir. Pirinç madeninden yapılmış ibrikli özel bir kabı sırtında taşıyarak satış yapan aşlamacı iki pirinç taşı birbirine vurarak özel bir müzikle hemen tanınır.                                                      

                                                               ADANA TARIM VE HAYVANCILIK

ADANA'DA TARIM

       Tarımsal üretim potansiyeli bakımından Ülkemizin önde gelen İlleri arasında yer alan Adana”nın yüzölçümü 14.030.000 dekardır.

       İl yüzölçümünün %38.5’ini tarım toprakları oluşturmakta ve bu oran Türkiye tarım topraklarının % 2.5’ine karşılık gelmektedir. Adana tarım topraklarının yaklaşık % 83’ünü ekilen tarla arazisi oluşturmaktadır. Bunu % 8 ile meyve, % 7 ile sebze ve geriye kalan %2 si ile nadas arazisi takip etmektedir.

       Toplam 5.390.000 dekar olan tarım arazilerinin 3.752.120 dekarı sulanmaya elverişli olup sulanan tarım alanı 2.413.070 dekar'dır.

       Adana İli tarım işletmeleri, işletme büyüklükleri açısından incelendiğinde, Türkiye ortalamasının üzerindedir. Bu oran Türkiye'de 59 dekar iken Adana'da 74 dekardır.

 

                        İLİMİZDE BİTKİSEL ÜRETİM

                        Asırlardır bölgede yaşayan birçok medeniyetin gıda ihtiyacını karşılayan verimli Çukurova toprakları, tarımda oldukça geniş bir üretim çeşitliliğine sahiptir. Çay dışında hemen her şey yetiştirilebilir. İlimiz, coğrafi konumu, uygun ekolojik koşulları ile tarımsal üretim ve tarımsal sanayide önemli bir yere sahiptir. Bölgede tahıl, endüstri bitkileri, sebze ve turunçgilin yanı sıra yukarı yayla bölgelerinde geç mevsime yönelik kiraz, şeftali, erik, elma, ceviz ve badem gibi meyve türlerinin yetiştiriciliği yapılmaktadır.

İlin önemli ürünlerinin Türkiye üretimindeki yerine gelince;

SOYA

·        İlimizde 157.508 dekar alana ekilen soya üretimi         60.084 ton       olup, Ülkemiz üretiminin % 69’unu oluşturmaktadır. Son yıllarda yem sektöründe özellikle tavukçuluk sektöründeki gelişmeler, soyada talep patlamasına neden olmuştur.

YERFISTIĞI

·        İlimizde 107.650 dekara ekilen yerfıstığı üretimi 39.715 tondur. Ülkemiz üretiminin % 41'i Adana’da üretilmektedir.

MISIR

·        1.099.749 dekara ekilen ve toplam üretimi 1.216.496 ton olan mısır, Türkiye üretiminin % 28'ini oluşturmaktadır.

BUĞDAY

·        2.469.119 dekara ekilen buğday üretimi 1.149.739 tondur. Ülkemiz üretiminin % 6‘sı ilimizde üretilmektedir.

AYÇİÇEĞİ

·        376.675 dekara ekilen üretimi 112.319 ton olan ayçiçeği, Ülkemiz üretiminin %10'unu oluşturmaktadır.

KARPUZ

·        İlimiz örtü altı karpuz üretimi bakımından ülkemizde önemli bir yere sahiptir. Türkiye’de ilk turfanda karpuzun çıktığı ilimizden, Ülkemizin muhtelif illerine ve az miktarda da yurt dışına karpuz pazarlanmaktadır. Adana karpuz üretimi 678.155 ton olup, Ülkemiz üretiminin % 18'ini oluşturmaktadır.

PAMUK

·        İlimizde 479.200 dekar alana ekilen pamuk üretimi 255.055 tondur. Bu da Ülkemiz üretiminin % 20'sini oluşturmaktadır.

NARENCİYE

·        343.786 dekarda 949.721 ton narenciye üretilmekte olup, Ülkemiz üretiminin  % 28'ini oluşturmaktadır.

 

       İlimizde 2010 yılı sonu itibari ile yaş meyve, sebze ve narenciye ihracatı 85.839 ton dur.

                        İLİMİZDE HAYVANCILIK

      Büyükbaş ve küçükbaş hayvancılığın yanı sıra, Akdeniz'e kıyısı bulunan Adana'nın ilçeleri Yumurtalık ve Karataş'ta deniz mahsulleri üretimi de önemli bir yer tutmaktadır.

       Adana İli genelinde hayvan mevcudu İlin coğrafi durumu, iklim şartları ve tarımsal karakterine göre değişiklik göstermektedir. Ova kısımlarında tüm alanlar ekime ayrıldığından daha çok ahır hayvancılığı yapılmaktadır. Şehir merkezine yakın yerlerde besi hayvancılığı ve tavukçuluk, dağlık ve ormanlık yerlerde ise koyun ve keçi beslenmektedir.

       İlimizde 204.355 adet büyükbaş, 451.765 adet küçükbaş ve 3.390.000 adet kümes hayvanı vardır.

       İlimizde 5 adet lagün mevcuttur. Bunlar büyüklük, balık üretim potansiyeli ve doğal zenginlik açısından Türkiye’nin en önemli lagünleri arasındadır. 

       İlimizde toplam 423.000 adet kovan varlığı ile doğal bal üretimi 6.694 ton dur. Arı besleyen köy sayısı 316 'dır. 

       Ülke hayvancılığında verimin arttırılması, ekonomik hayvancılık işletmelerinin geliştirilmesi, ıslah bakım-beslenme, örgütlenme ve pazarlama ile ilgili gerekli alt yapınınoluşturulması doğrultusunda ilimizde ön soy kütüğü ve soy kütüğü çalışmaları ile suni tohumlama faaliyetleri gerçekleştirilmektedir.

       Mevcut hayvan varlığının ıslahı, hayvansal verimliliğin artırılması, hayvancılığın gelişmesi için yeni yem bitkileri ekilişleri, çayır mera amenajman ve ıslahları konusunda çalışmalar yapılmaktadır.

       İlimizde 1998 den bu yana Mera yaylak, kışlak ve otlak tespit tahdit ve tahsis çalışmaları yapılmakta olup toplam 49.003 hektar alanda tespit, 19.335 hektar alanda tahsis, 25.363 hektar alanda aplikasyon çalışmaları yapılmıştır.

       Ayrıca 1.308 hektar mera ıslah edilmiştir.

                       GIDA TARIM VE HAYVANCILIK BAKANLIĞI DESTEKLERİ

     Bakanlık tarımsal destekler kapsamında çiftçilerimizi büyük oranda desteklemektedir. Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi Programı Kapsamında ilimizde;

       Tarıma Dayalı Yatırımlar (ekonomik yatırım) Programından; 2011 yılı sonu itibari ile toplam 48 adet proje desteklenerek 10.195.512TL hibe desteği sağlanmıştır.

       Makine Ekipman Programından ise 2011 yılı sonu itibari ile 2.224 adet Makine-ekipman için 10.867.485 TL hibe desteği sağlanmıştır.

       Bunun yanında Alan bazlı destekler, fark ödemeleri, hububat ve bakliyat, hayvancılık destekleri, İl Özel İdaresi ve diğer tarımsal amaçlı destekler çiftçilerimize ulaştırılmıştır. Bu kapsamda ilimizde 2011 yılı itibari ile toplam 182.659.795 TL  destek ödemesi yapılmıştır.

        ADANA İLİNİN SANAYİSİ

 

Adana'da imalat sanayi faaliyetleri tarımsal faaliyetlere, özellikle pamuğa dayalı olarak gerçekleşmiş ve gelişmiştir. Adana ilinin sanayisi 1950’lerde tekstil ve bitkisel yağ sektörleri olmak üzere iki ana kolda gelişmiştir. 1970’lerden sonra özellikle KOBİ niteliğindeki firmaların sayısı artarak sektörler çeşitlenmeye başladı. 1996 yılından sonra¸ Organize Sanayi Bölgesi’nin altyapısının tamamlanmasıyla¸ Adana’da hemen hemen tüm sektörlerde yatırımlara gidilerek üretime geçildi.

Tarıma dayalı sanayi veya gıda ürünlerindeki hammaddenin kaynağında bulunması,  hem yatırım hem de ihracat için her türlü imkân ve altyapıya sahip olması Adana ilini yatırım açısından avantajlı bir konuma getirmiştir. Bölgeyi baştan aşağı sulayan kanal ve kanaletler¸ enerji nakil hatları¸ uluslararası havalimanı¸ TEM otoyolu ve demiryolu¸ mükemmel altyapısı ile tek parçada Türkiye’nin en büyüklerinden biri olan Organize Sanayi Bölgesi (OSB)¸ rezerv alanı olarak genişleyebilecek olan Yumurtalık Serbest Bölgesi¸ yetişmiş insan gücü  ve Türkiye’nin en başarılı üniversitelerinden biri olan Çukurova Üniversitesi ve yeni kurulan Adana Bilim ve Teknoloji Üniversitesi ile Adana yatırım iklimi açısından önemli avantajlara sahiptir.

Adana Sanayi Odası’ndan alınan 31 Aralık 2011 verilerine göre Türkiye’nin ilk 500 büyük firma sıralamasına giren Advansa Sasa Polyester, Marsan Gıda, Temsa Global, Bossa Ticaret, Adana Çimento, Artenius Turkpet, Beyteks Tekstil, Wavin Tr Plastik, Güney Çelik Hasır, Özmaya Sanayi, Elita Gıda ile birlikte son yıllarda.Oyka Kağıt, Kıvanç Tekstil, Akyem Adana, Oğuz Tekstil, Oğuz Gıda, Gürsoy Yem, Adana Besi ve Yem, Meltem Kimya ve Tekstil, Kimteks Tekstil, Zahit Alüminyum, Özgür Atermit, Abdioğulları Plastik, Seyhan Hazır Beton gibi kuruluşlarımız da Türkiye’nin ikinci 500 büyük firması arasına girmeyi başarabilmişlerdir.   

Adana İlinde bulunan sanayi işletmelerinin sektörel dağılımına bakıldığında ilk sıralarda % 24 Tekstil ve Konfeksiyon Sanayisi; %18 Döküm, Makine, Metal Eşya, Otomotiv Sanayisi; % 16 Gıda Sanayi’nin olduğu görülmektedir.

Adana'da makine ve kimya sektörleri gibi orta teknolojili sektörlerin payı artmaktadır. Çukurova Kalkınma Ajansı’nın 2010-2013 Bölge Planı Çalışmasındaki verilere göre; İmalat sanayi sektöründe en yüksek orana sahip sektörler “gıda ürünleri imalatı”, makine ve teçhizat imalatı, kauçuk ve plastik ürünleri imalatı, giyim eşyalarının imalatı, fabrikasyon metal ürünleri imalatı, kimyasalların ve kimya ürünlerinin imalatı ve mobilya imalatı alt sektörlerdir.

Petrolü Türkiye üzerinden dünya pazarına ulaştırmada en önemli güzergâh olduğu kabul edilen Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hattının Ceyhan’dan denize açılıyor olması, bu bölgede enerji ve petro-kimyayı ön plana çıkarmaktadır. Zamanla hattın daha işler hale gelmesiyle gemi trafiği de hızlanacak, bölgede konaklama ve diğer ihtiyaçlar için bir hizmet sektörü oluşacaktır.

Adana’nın geleceğinde “tarım”  ve “tarıma dayalı sanayi” en stratejik sektörler olarak öne çıkıyor. Adana Ticaret Borsası 31 Aralık 2011 verilerine göre, tarımda bir yandan geleneksel ürünlerden katma değeri yüksek ürünlere geçilirken diğer yandan, kütle ürünlerde birim başına verimlilik AB ülkeleri seviyesine ulaştı. 2010 yılında Adana’da 1.472.875 ton tahıl, 748.168 ton dane mısır, 883.890 ton narenciye ve 1.420.279 ton sebze üretildi. Günümüzde hedef, bir yandan ürün yelpazesini geliştirmek, diğer yandan Adana’da yetiştirilen tarım ürünlerini burada işleyerek sanayi ürünü haline getirip, dolayısı ile işlenmiş olarak ihraç edip, katma değeri yükseltmektir.

Adana ilinin ihracatı ağırlıklı olarak Avrupa Birliği ülkelerine yöneliktir. Daha sonra ise, Gelişmiş Sekiz Ülkeler (G-8), komşu ülkeler ve Ortadoğu ülkeleri sıralanmaktadır. Ülkeler bazında sırasıyla Irak, Almanya, İtalya, Fransa, İspanya, Rusya Federasyonu, Hollanda, Çin Halk Cumhuriyeti, İngiltere ve Suriye ihracat yapılan önemli ülkelerdir. Ürün bazında ise dokumaya elverişli maddeler ve bunlardan mamul eşya grubu Adana ilinin en önemli ihracat grubudur. Ardından plastik ve kauçuk ürünleri, nakil vasıtaları, bitkisel ürünler ve gıda sanayi müstahzarları sıralanmaktadır.

                                                                                                          İLÇELERİ

 

ALADAĞ

İlçenin tarihi ilk çağlara kadar uzanır. Eti, Roma, Bizans devirlerini geçiren bölge, M.S. 12. Yüzyılda Anadolu’ya gelen Türklerin yurdu olmuştur. Oğuz Boyuna ait “Üçoklar”ın Türkmen beylerinden “Karaisa” bu bölgeye gelerek burayı yurt tutmuştur. Selçuklu Arşivlerinde, Anadolu’ya bir “Vatan Garibi” olarak gelen bir kısım Türkmen aşiretlerinin muhtemelen Adana İli, Aladağlar çevresinde yerleştikleri bilinmektedir. Karaköy adı ile 1835 yılından itibaren, Karaisalı İlçesine bağlı bucak merkezi iken 1973 yılında belediye teşkilatı kurulmuş ve ismi de “Karsantı” olarak değiştirilmiştir.Ortaçağ Haçlı Seferleri sırasında, bölgenin stratejik merkezi görevini Barcıbert (Meydan Kalesi) üstlenmiştir. Burada, Kilikya Ermeni Krallığının askeri üssü kurulmuştur. Adana’dan Kayseri’ye giden kervan yolu Karsantı güzergâhından geçerdi. Bu noktada Aladağ önemli bir geçit noktasıdır. Bölge, 1360’lı yıllarda, Ramazanoğulları Türkmen Beyliği’nin eline geçti. Çukurova’da yaşayan Yörük ve Türkmenlerin yayla yeri oldu ve Yavuz Sultan Selim döneminde Osmanlıya bağlandı. Kanuni Sultan Süleyman’dan hemen sonra, 1572 yılında Osmanlı Katipleri bölgeye gelerek yerleşik köylüler ve göçebelerin isimlerini defterlere kaydettiler. İlgili salnamede, bölgenin en önemli idari birim adı Meydan Mezrası’dır. Diğer bir adı da (Parsbit Kalesi’dir).1808 yılında, Menemenci Aşireti Meydan Kalesi eteklerinde Karsantıoğulları ile kanlı kavgaya tutuştu. Karsantıoğulları yenildi. Bölge, Karaisalı’nın idari alanı içinde kaldı. 1860 yılında Adana Valisi Halil Paşa, Karsantı (Aladağ)’ya yaylaya çıkan Karahacılı Aşiretini Sarıçam bölgesine iskân etti. Yine bu dönemde, Aladağ Yaylalarında yaylayan Yörükler Çukurova’nın muhtelif yerlerine yerleştirilmişlerdir. 1865 yılında Osmanlı reform ordusu “Fırka-i İslâhiye” Çukurova’ya geldi. Bu arada Karsantı Oğulları da dâhil sürgüne gönderildi ve göçebeler bu toprağa zorla yerleştirildi. 19. yüzyılda Aladağlar ve Karsantı Yöresi aynı zamanda iç çatışmalar sonucu bulunduğu toprakları terk eden aşiret ve ailelerinin sığınma yeri oldu.

 

CEYHAN

Çukurova'nın bir parçası olan Ceyhan ovası çağlar boyunca zaman-zaman Hitit, Fenike, Mısırlılar, Asurlular, İran (Pers), Makedonya (İskender İmparatorluğu), Roma ve Bizans devletlerinin egemenliği altında kalmıştır. Günümüzde Ceritler Ceyhan nehrinin doğusundaki köylerde Sırkıntılar, Ceyhan Nehrinin batı ve Kuzey-batı kesimlerinde Avşarlar ise Ceyhan'ın kuzeyinde yoğun olarak bulunmaktadır. 1865 yılı içinde yerleşik düzene geçilerek Nogayca kopmuş, yurdundan ayrılmış anlamına gelen "KOPÇAK" adı verilen bu günkü Ceyhan'ın ilk yerleşik toplumu Nogaylar olmuştur. Daha sonra 1877-1878 Osmanlı-Rus savaşı (93 Harbi)'nden sonra Kırımlar, Tatarlar, Çerkezler, Papaklar, Rumeli Göçmenleri Osmanlı Devleti tarafından Ceyhan Ovasına yerleştirilmiştir. Yerleşenlerin daha çok hayvancılıkla uğraştığı, hayvanlarını suladıkları dik bir yerden ırmak kıyısına inildiğinden anlamına uygun olarak bugünkü Ceyhan'a  "YARSUVAT" adı verilmiştir.  Daha sonra Sultan 2. Abdülhamit’in tahta çıkmasından sonra kaza merkezi yapılarak 1896 tarihinde "HAMİDİYE" ismiyle Cebelibereket (Osmaniye) sancağına bağlanmıştır. Daha sonra 1909 yılında Ermeni İhtişaşı (kargaşalık) üzerine kurulan örfi idare dolayısı ile "ÖRFİYE" ismi verilerek bir süre bu isimle anılmış, Cumhuriyetin ilanından sonra 3 Mayıs 1929 'da "CEYHAN" adı yasayla kesinleşmiş ve Adana iline bağlanmıştır.İmalat sanayisinde 10 ve daha fazla işçi çalıştıran işyeri sayısı 37’dir. Banka şube sayısı 10‘dur.

Toros Adana Yumurtalık Serbest Sanayi Bölgesi

Ceyhan sınırları içerisinde yer almaktadır. Bu bölgede kurulacak fabrika ve diğer ülkelerden gelecek sanayi ürünleri sadece bu bölgeye değil Güney Doğu Anadolu Bölgesine hizmet verecek konum ve yapıda olacaktır. Yani GAP’ın bir parçası olacaktır. Serbest bölgede kurulacak “Termik Santral” çalışmaları devam etmektedir. Serbest bölge Ceyhan ve çevresine canlılık kazandıracak 2000’li yıllarda güçlü bir Ceyhan ortaya çıkacaktır. BOTAŞ-Ceyhan Bölge Müdürlüğü halen Irak petrollerini ve Güney Doğu petrollerini pompalamakta, iç ve dış pazarlara sunmaktadır.

Bakü-Ceyhan

Petrol Boru hattı projesi ile Azerbaycan ve Kazakistan petrolleri Akdeniz’e Ceyhan’dan ulaşmış dünya pazarlarına 13.07.2006 tarihinden buyana petrol sevkiyatı yapılmaktadır.

 

ÇUKUROVA

Çukurova Adana’nın merkez ilçelerinden birisidir. Seyhan’dan ayrılarak ilçe olmuştur. Yüz ölçümü 240 km²’dir. Adını Türkiye’de verimli topraklarıyla ünlü olan Çukurova’dan almıştır.İlçenin 13 Belediye 11 Köyü Vardır.

9 belediye Adana Büyükşehir Belediyesi’nin Parçasıdır, Geri Kalan Dördü Salbaş, Esentepe, Kocatepe ve Gökkuyu Büyükşehir Belediyesi dışındadır.

 

 

 

 

 

 

FEKE

Feke ilk çağlardan günümüze kadar birçok kavim ve Devletlere yerleşim alanı olmuştur. Feke’nin MÖ. 16. yy.da Hititlerin hâkim olduğu bir federasyon bölgesinde kurulduğu rivayet edilmektedir. Son yıllarda Kayseri Kültepe ve Osmaniye Karatepe tablet ve yazıtlarından anlaşıldığına göre yönetim yeri Mezopotamya da ki Asur kenti olan, Asur Devleti vatandaşlarından oluşan tüccarlar MÖ.19.yy. ve 18.yy.’ da Kültepe ve çevresi ile Anadolu’nun değişik yerlerinde ticaret kolonileri kurarak iyi örgütlenmiş bir Pazar ağı geliştirmişlerdir. MÖ.19.yy’ da Asur ticaret kolonilerinin oluşturduğu Pazar ağında: İç Anadolu’nun yüksek Platoları ile Kilikya Ovası arasındaki bağlantıyı sağlayan bir geçit olması ve bu güzergâhtan geçen ticaret kervanlarının güvenliğini ve denetimini sağlamak amacıyla hâkim noktalara karakollar kurulmuştur.   Feke MÖ.6.yy.’ da Perslere, MÖ.333 yılında ise Persleri yenen Büyük İskenderin eline geçmiştir. İskender’den sonra MÖ.1.yy. sonlarına doğru Roma İmparatorluğuna, daha sonraları Bizanslıların eline geçmiştir.  1375 yılında Mısır Memluklarının işgali ile Ermeni hâkimiyetine son verildi. Vahka (Feke) Yavuz Sultan Selim’ in 1517 yılında Mısır seferi sırasında Osmanlı Devleti tarafından feth edilmiştir. Sonraki yıllarda Yüreğir Türkmen Beylerinden Ramazanoğlu ailesinin idaresine girmiştir.

19 yüzyılın sonlarında Osmanlıların Kilikya’yı ele geçirmeleri üzerine birtakım derebeyleri ortaya çıkmıştır. Bunlardan Kozanoğulları Kozan’da idi ve askerleri Feke havalisinde bulunuyordu. 1. Dünya Savaşı sırasında Fransızların Maraş-Antep ve Adana’yı işgalini fırsat bilen Haçin ve Feke Ermenileri buralarda bulunan Türklere, Fransızların tahrikiyle akla hayale gelmedik işkenceler yapmaya başlamışlardır. Kozan’ın Fransızlar tarafından işgal tarihi olan 1919 yılı Feke’nin de işgali demektir.

Gerçi Feke’ye işgal maksadıyla doğrudan bir Fransız askeri kuvveti gelmemiş olmakla beraber, Fransız askerinden güç alan Ermeniler Türklere işkenceye ve işgal hareketine başlamıştır.   Ermenilerin bu hareketlerini önlemek için Kaymakam Şeref Bey şehrin ileri gelenlerini ve halkı silahlandırarak bunlarla mücadeleyi başlatmıştır. Ermeni vahşeti kısa zamanda milli bir ayaklanmaya neden olmuştur.   Feke’nin bu vahşetten kurtuluşu 1920 yılının Mart ayına rastlar. Arap Ali kumandasındaki kuvvetlerin Feke’ye girmesiyle Feke’nin kurtuluşu gerçekleşmiştir. Fekeliler her yıl 22 Mart tarihini kurtuluş günü kutlamaktadır. Feke şimdiki yerine, Feke Kalesinin bulunduğu ‘’Eski Feke’’ den 1943 yılında nakledilmiştir. Feke yurdumuzun güneyinde İç Toroslar’a doğru uzantısı olan bir bölgede kurulmuş, Adana iline bağlı bir ilçedir.   İlçede 28.03.1980 tarihinde büyük bir sel afeti yaşanmıştır.

İMAMOĞLU

 

İmamoğlu, Adana iline bağlı, kuzeyinde Kozan, güneyinde Yüreğir ve Ceyhan, doğusunda Ceyhan ve Kozan, batısında ise Aladağ ve Karaisalı ilçeleri olan bir ova ilçesidir. İlçe Çukurova’nın kuzey bölümünde bulunmaktadır. İlçenin kuzey kısımları yer yer tepeliklerden oluşmasına rağmen, geniş bir bölümü ovalarla kaplıdır. İmamoğlu ilçesi Türkiye’nin sayılı ovalarından olan Çukurova’nın kuzey kısmında bulunan İmamoğlu Ovasında kurulmuştur.İlçemiz Adana İl merkezine 45 km, Kozan ilçe merkezine 27 km mesafede olup, Adana’dan Kozan’a, Feke’ye, Saimbeyli’ye ve Tufanbeyli’ye giden yol güzergâhı üzerinde bulunmaktadır. İlçenin coğrafi konumu aynı zamanda ilçenin tahini de belirlemektedir. İmamoğlu, Adana-Kayseri ticaret yolu üzerinde bulunmasının ve Çukurova’yı İç Anadolu’ya bağlayan güzergâhın buradan geçmesinin bir sonucu olarak önemini hiçbir zaman kaybetmemiştir. Bölgemiz Anadolu-Suriye eski ticaret yolunun üzerinde bulunduğu için ticaret bakımından büyük bir önem taşımaktadır.

 İmamoğlu ilçesi Koyunevi Köyü’nün bir mahallesi iken, 1940 yılında köy tüzel kişiliğine kavuşmuştur. 1946 yılından itibaren göçer Yörükleri ile civar köylerde barınan yarı göçebe hayatı yaşayan aşiretler o yıllarda İmamoğlu’nu mesken tutmuşlardır. 02.10.1949 yılında Daimi Asayiş Karakolu olarak Jandarma Teşkilatı kurulmuş, 1950 yılında Bulgaristan göçmenleri tarafından iskân edilmiştir.19.06.1987 tarih ve 3392 sayılı 103 İlçe kurulması hakkında kanun ile İmamoğlu İlçe statüsüne kavuşmuştur. İlçe merkezinde bir Belediye, 8 mahalle,19 köy bulunmaktadır. İlçe  köy merkezleri ve bağlılarıyla birlikte yerleşim yeri sayısı 35’tir. Genel olarak toplu yerleşim esastır. Bazı köylerin 2 ile 5 mahalle bağlısı bulunmaktadır.İmamoğlu’nun tüm yüzölçümü 424 km2’dir.Bu alanın 347,5 kilometrekarelik kısmı tarım arazisidir. 347.5 kilometrekarelik tarım arazisinin kilometrekarelik kısmı tamamen ovadır. Geriye kalan 147,5 Km2’lik kısmı %10 - %15 eğimli ve hafif engebeli arazilerden oluşmaktadır. Engebeli arazileri % 5’lik kısmı ise dağlık sayılabilecek kadar eğimli ve yüksektir.Türkiye İstatistik Kurumu 2011 yılı Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi Sonuçlarına göre İlçe merkezi nüfusunun 20.402, köy nüfusunun 9.703 olduğu, toplam nüfusun ise 30.105 olduğu tespit edilmiştir.

 

KARAİSALI

Karaisalı ilçesi 1835 yılında kaza statüsü kazanmıştır. İlk kez merkezinin bugünkü Hacılı Köyü olduğu söylenmektedir.  Karaisalı İlçesi Toros Dağları ile Çukurova arasında geçiş alanında bulunmaktadır. İlçe arazisinin bir kısmı dağlık, bir kısmı ise az engebeli veya engebesiz alanlardan oluşmaktadır. İlçe Merkezinin yükseltisi 240 m. olmakla beraber ilçeyi çevreleyen Toros dağlarında yükselti 2000-2500 m. bulmaktadır. En önemli akarsuları Çakıt, Eğlence, Körkün ve Üçürge çaylarıdır.  İlçe de Akdeniz,  iklimi hüküm sürmekte ve Akdeniz bitki örtüsü ile kaplıdır. İlçe merkezinde nüfus 7.494, kırsalda 15.207 kişi,  toplam da ise 22.701’dir.

İlçe Ekonomisinin temelini tarım, orman ürünleri ve hayvancılık oluşturmaktadır. İlçenin coğrafi konumu itibariyle kuzeyde Toros dağları eteklerinde bulunan dağ köylerinde geçim kaynağı orman işçiliği ve hayvancılıktır.  Karaisalı sanayi yönünden gelişmemiştir. İlçemizde faaliyet gösteren en önemli sanayi kuruluşu Kaksan Kireç Fabrikasıdır. Günlük 150 ton üretim kapasitesine sahip fabrikada 37 kişi çalışmaktadır.Karaisalı İlçesi doğa ve tarihi yerler açısından Adana İlinin önde gelen yerlerini sınırları içerisinde bulundurmaktadır. Bunlardan bazıları; Varda (Alman) Köprüsü Berlin-Bağdat demiryolu hattı üzerinde yer alan ve I.Dünya Savaşı sırasında yapılan Alman Köprüsü ile Altınova Köyü yakınlarındaki tarihi ipek yolu üzerinde bulunan Kesri Hanı’dır. Doğal güzellikleri ise; Yerköprü Mesire Alanı ve Kapıkaya Kanyonu görülmeye değer yerlerdendir. Ayrıca yaz aylarının sıcak olması nedeniyle İlçemiz Kızıldağ Yaylası önemli yerlerden biridir.

 

KARATAŞ SAHİL

 

Adana’nın bir ilçesi olan Karataş şirin bir Turizm Cennetidir. Adana Karataş yolu 48 Km. Duble yol ile son derece rahat bir ulaşım sağlamaktadır. Kış aylarında 8-9 bin nüfus olan İlçenin yaz sezonu açılması ile birlikte Nüfus 70-80 binlere kadar çıkmaktadır. 60 Km. kumsalları ile yalnız Türkiye’nin değil dünyanın sayılı uzun kumsallarına sahiptir.

Hurma Boğazı (Akyayan), Ayrıca İlçemizde Hurma boğazı (Akyayan) 34.000 Dekar, Akyatan 90.000 Dekar ve Tuzla Dalyanı 21.000 Dekar olmak üzere 3 Adet Dalyan mevcuttur. Ve burada üretilen balıkların (Kefal, Çupra Levrek) Türkiye’nin dört bir tarafına gönderilmektedir. Ve Türkiye’nin en lezzetli havyarı, Jumbo Karidesi buralarda üremektedir. Hatta mavi yengecine Amerika’dan bile istek vardır.Karataş günümüzde olduğu kadar geçmiş tarihlerde de çok ünlü bir kent statüsüne sahipti. Magarsus Antik Kenti Karataş İlçe merkezinin 3 km. batısında yer almaktadır. Dört direk adı verilen, halen tarım arazisi vasfındaki alanlarda, İlkçağlarda Magarsus Limanına hâkim muhteşem kale, denize nazır muazzam tiyatro ve ilahe Athena adına inşa olunan gösterişli tapınak yükseliyordu. Antik kale ve Magarsus şehri ortaçağda harap olmuş, Harun Reşit devrinde yeniden imar edilmiştir.

 

 

 

 

KOZAN

Kozan ve havalisinin tarihi insanlık tarihi kadar eskidir. Tarihi Sis şehrinin Çukurova ve çevre tarihinde yöreye ilk insanın ayak bastığı zamandan berisinin tarihi izlerini yansıtır.  Sis ve arkasının verdiği dağlık bölge Hititlerden Asurlulara kadar uzanan tarihi olayların da yaşandığı yerdir. Tarihi Komana (veya Şar) şehri erken dönem Hitit-Kizzuvatna Krallığının merkezi idi. Mezopotamya'dan İç Anadolu'ya uzana ticaret ve kervan yolunun Anavarza-Sis-Kayseri bağlantılı olması bölgenin stratejik öneminden de kaynaklanır. Sis şehrinin kuzeyindeki "Karasis" antik şehrinin giriş kapısında bulunan fil kabartması dolayısı ile İskender döneminde burada yerleşim olduğu ve dağlara doğru uzanan kervan yolunun da buradan kontrol edildiği ortaya çıkar. "Sis" şehir ismi tarihin hatırasıdır. En azından 3.000 yıllık insan yerleşimi burada "Sis" şehrinde yaşanmıştır. Kozan coğrafyasının en önemli antik kenti şüphesiz ki Anavarza'dır. Romalılar döneminde İmparator Agustus'un ziyaret ettiği Anavarza gelişerek metropol kenti oldu. Dünya olimpiyatları burada yapıldı. Anavarza, Türk tarihinde Çukurova olarak bilinen antik Kilikya'nın da kalbi idi.  Romalılardan Bizans'a geçen Anavarza Abbasi İslam orduları tarafından Hükümdar Harun Reşit zamanında yeni bir kimlik kazandı. Anavarza ve Sis şehirlerine Türkistan'dan getirilenler yerleştirildi (MS 800'lü yıların başı).  Sis yöresinde İlk Türk yerleşimi Bizans Hükümdarı Nikefor Fokas'ın MS 964 yılındaki Kilikya seferine kadar kesintisiz devam etti.

Anavarza antik kenti MS 1269 yılında yaşanan depremden büyük hasar gördü. Şehirde yaşayan Ermeni Prensliği ve halk Sis şehrine taşındı. Ermeni Kral II. Leon zamanında Sis kalesinin eteğinde Kral sarayı yaptırıldı. 1340 ve 1350'li yılarda Çukurova'ya gelen  Ramazanoğlu ve Türkmen aşiretler Misis ve Adana şehirlerini ele geçirdiler. Sis şehir merkezinde Türk asıllı Sultan Melik Seyfettin Çakmak Ümerasından Emir  Abdullah Hoşkadem tarafından 1448 yılında Büyük Caminin yapımı gerçekleştirilmiştir.Sis, Osmanlı döneminde aynı adı taşıyan Sancak durumunda idi. Bir çeşit vilayet gibi idi. 1700'lü yıların başlarından itibaren Kozanoğulları Türkmen beyleri önce Feke Belenköy yöresinde dağlık bölgeyi kontrolleri altına aldılar ve kısa sürede Sis şehrinin de idaresini ellerine geçirdiler. Kozanoğullarının derebeylik tarzı yönetimi 1700-1865 yıları arasında devam etti. Bu zaman içinde bölge coğrafyasının adı "Kozan" olarak değişime uğradı.Kozan ve yakın çevresinin sahip olduğu bütün bu olumlu şartlar, ilk çağlardan itibaren, çeşitli kavimlerin yöreye hâkim olma ve yerleşme arzularını kamçılamış, devletlerarası siyasi anlaşmazlık ve savaşlara yol açmış, yörenin birçok kavim arasında el değiştirmesiyle sonuçlanmıştır.

POZANTI

 

Pozantı ilçesi, Adana’nın kuzeydoğusunda Mersin ve Niğde İllerine komşu durumunda bulunmakta olup, İlçe merkezi Doğu Akdeniz ve Orta Doğu’yu İç Anadolu ve Avrupa’ ya kara ve demiryolu ile bağlayan önemli bir geçit noktasında bulunmaktadır.Tarih boyunca Pozantı’ya çeşitli milletler tarafından değişik isimler verilmiştir. Pozantı’nın ilk çağlarda adı Pendonsis veya Pendosis’di. Araplar El Bedendum, Türk’ler de Bozantı ismini vermişlerdir.5 Ağustos 1920 Pozantı Kongresinden sonra Adana İl Merkezi, Adananın kurtuluş tarihi olan 5 Ocak 1922’ye kadar Pozantı’ya taşınmıştır. 1954 yılına kadar Bucak olan Pozantı bu tarihte İlçe olmuştur. 

 İlçe Merkezinde 3800, Akçatekir Beldesinde 10.670 ve köylerde ise toplam 4765 konut vardır. Hemen hemen her köyde konut sorunu vardır. İlçe Belediyesi öncülüğünde İlçe merkezinde  yapı kooperatifi kurulmuş 65 daire tamamlanarak kooperatif üyelerine teslim edilmiştir.            İlçemizin özelliği nedeniyle yaylacılık cazip hale gelmiştir. Tekir ve Bürücek yaylalarından sonra Alpu, Fındıklı, Kamışlı, Hamidiye, Aşçıbekirli, Dağdibi, Gökbez, E.Konacık, Y.Konacık Köylerimizde yayla cazibesi artmıştır.İlçenin genelinin dağlık ve bir kısmının orman içi köy olması sebebiyle tarım ve ziraat alanları azdır. Buna rağmen geçim kaynağı tarım, hayvancılık, arıcılık, orman işçiliği, nakliyecilik ve özellikle İlçe merkezinde E-90 karayolu üzerinde bulunan lokanta işletmeciliği ile küçük sanayi işletmeciliğidir. Son yıllarda turizme yönelik işletmelerin faaliyete geçmesiyle bu anlamda da İlçemiz adını duyurmaktadır. 

 

 

SAİMBEYLİ

Saimbeyli İlçenin Kuruluşu ile ilgili kesin kaynaklar yoktur. Ancak bölgede yer yer görülen Hitit kalıntıları yörenin çok eski bir yerleşim yeri olarak kullanıldığını göstermektedir. İlçenin eski adı HAÇIN'dır. Adının Kozan-Ceyhan arasında bulunan Anavarza Kalesi Bey'i Toryo'nun oğlu tarafından verildiği rivayet edilmektedir.Kurtuluş mücadelesi sırasında tamamen yakılıp yıkılan İlçenin idari merkezi olarak önce Doğanbeyli (Urumlu) Köyü bilahare Gürleşen Köyü kullanılmış nihayet 1928 yılında şimdiki yerleşim yeri olan Saimbeyli merkezine nakledilmiştir.İlçemizin Yüzölçümü 94.243 Hektardır. Denizden yüksekliği (rakım) 1.050.M'dir. Saimbeyli bağlı olduğu Adana İline 157 Km uzaklıkta olup, Orta Toros sıra dağları arasında yer almıştır. Bölgede önemli akarsu Seyhan nehrinin kolu olan Göksu ırmağıdır. Saimbeyli deresi, Dıngırdere, Doğu Dere, Gözüm Dere, Tek Köprü Deresi, Zoplar Suyu, Pağnık Deresi ve Belenerdi Dereleri belli başlı akarsularıdır.

İklim olarak Akdeniz iklim kuşağı içine girmekle beraber İç Anadolu 'nun karasal iklimi etkisi altındadır. Kışları sert ve soğuk, yazları serin ve yağışlıdır. Yıllık ortalama sıcaklık kış aylarında 4 derece, yaz aylarında 22-25 derece alarak belirlenmiştir. Hakim rüzgarlar Kuzey rüzgarlarıdır. Bitki örtüsü itibariyle ormanlıktır. Çam, Sedir, Göknar ve Meşe ağaçları bitki örtüsüne tabidir.İlçe Nüfus Müdürlüğü Hükümet Konağı Binasının 3. katında 1 Müdür odası,  1 kalem odası ve 1 Arşiv odası olmak üzere 3 odada hizmet vermektir. 2010 yılı TUİK verilerine göre İlçe Merkezinde ve bağlı Köylerinde 17.104 insan yaşamaktadır. Bu nüfusun 4.044'ü İlçe merkezinde, 13.060'ı ise bağlı 25 Köyde yaşamaktadır.

 

SARIÇAM

 

Sarıçamilçesi, Adana ili, Yüreğir ilçesinin Kuzey – Doğu kısmının ayrılması ile Buruk, Sofulu, Baklalı, İncirlik, Suluca ve Kürkçüler alt kademe belediyelerinin tüzel kişilikleri sona erdirilerek 22 Mart 2008 Resmi Gazetenin 22 Mart 2008 tarih ve  26824 (Mükerrer)nüshasında yayınlanarak yürürlüğe giren 5747 sayılı BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ SINIRLARI İÇERİSİNDE İLÇE KURULMASI VE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN’ a göre oluşturulmuş bir ilçedir. İsmini ilçenin kuzeyinde bulunan Sarıçam ormanlarından almıştır.İlçe sınırları doğuda Ceyhan ilçesi, kuzeyde İmamoğlu ilçesi, güneyde Yüreğir ilçesi, batıda ise Karaisalı ve Çukurova ilçeleri ile Seyhan ve Çatalan barajlarından oluşmaktadır. Dünyaca ünlü olan İncirlik üssünün bulunduğu İncirlik beldesi, Sabancı organize sanayi bölgesi ve Çukurova Üniversitesi ilçe sınırları içinde yer almaktadır.

İlçe nüfusu 83.615'i şehir merkezi, 20.368'i köy nüfusu olmak üzere 103.983'dir. İlçe 28 adet mahalle, 37 adet köyden oluşmaktadır.Merkez ve köylerde toplu yerleşim söz konusudur. Bazı Köyler birden fazla yerleşim alanından oluşmaktadır, bu tür köyler oldukça kalabalıktır. Birçok köyde 2 veya daha fazla bağlı mahalleden oluşmaktadır. Köye bağlı mahallelerde nüfus oldukça kalabalıktır. İdari birimler ile halk arasında olumlu bir ilişki vardır.

 

 

SEYHAN

Seyhan İlçesi Adana İlinin iki merkez ilçesinden biri olup, Adana tarihinden ayrı mütalaa edilmesi mümkün değildir.Adana İlinin tarihi ilk çağlara (M.Ö. 3000) yıllarına kadar uzanmaktadır. Adana'nın Seyhan Nehri kıyısına bir konak yeri olarak kurulduğu tahmin edilmektedirAdana'ya ait en eski yazılı kayıtlara ilk defa, Anadolu'nun en köklü medeniyetlerinden olan Hititlerin Kava Kitabelerinde rastlanmaktadır. Bu kabilelerdeki bir yazıtta Adana ve çevresinden URU ADANIA (Adana Beldesi) olarak bahsedilmektedir. Yöreye M.Ö. yaşayan kavimlere DANUNA ismi verildiği kayıtlarda mevcuttur.

Bir efsaneye göre gök tanrısı Uranüs'ün Adanus ve Sarus adında iki oğlu Adana civarına savaşarak gelmişler, Adanus adını kendi kurdukları şehre vermiştir. Seyhan Nehri de Sarus adını almıştır.Hitit etkisinde kalan Fenikeliler, tarım ve bitki tanrılarının ismi olan ADONİS'i bereketli topraklarından dolayı Adana'ya isim olarak vermiştir. M.S. 7. y.y.'dan itibaren İslam ordularının bölgeye gelişi ile birlikte Arap tarihçileri Adana isminin eski peygamberlerden Yasef'in torunu EZENE'den geldiği fikrini ortaya atmışlardır. Türkler Torosları aşıp güneye indiklerinde buraya Çukurova adını vermişlerdir. Çukurova'nın tarihteki adı KİLİKYA'dır. Kilikya adını kireç yataklarından almıştır. Sümerlerden kalma “Gılgamış Destanı”ndan itibaren sayısız kaynaklarda sayısız olaylarla açıklanmaya çalışan yöre adı çok renkli bir gelişim takip etmiştir.Adana için kullanılan isimlerin karışıklıklara sebep olması nedeniyle 1878 yılında Osmanlılar Döneminde yayınlanan bir fermanla yöre adının ADANA olarak yazılmasına karar verilmiştir.

                            SEYHAN İLÇESİNİN COĞRAFİ ÖZELLİKLERİ

Seyhan İlçesi Adana İlinin Merkez İlçesidir. Denizden 40 Km. içeride kurulan Adana İli, Seyhan Nehrinin iki yakasına yayılmış olmakla birlikte batı yakada Seyhan, doğu yakada ise Yüreğir İlçesi yer almaktadır. İki İlçe İ.Ö. 6.yy'da yapılmış 317 m. Uzunluğunda 21 gözlü tarihi Taşköprü ile birbirine bağlamıştır.NUFUS: Kentinilk kuruluş bölgesi olan bu günkü Seyhan İlçesi 1990 yılı nüfus sayımına göre 672.121 toplam nüfus sayısına sahiptir. Bu sayının 642.321 kişisi İlçe Merkezinde yaşarken 29.800 kişinin bucak ve köylerde yaşamaktadırlar. 420 Km2’lik yüzölçümü ile Seyhan İlçe 1.600 kişi /km2’lik nüfus yoğunluğuyla Adana İli'nin en yoğun İlçesini oluşturmaktadır. İlçe nüfusunda kadın-erkek oranı birbirine denk sayılabilir.1950 den sonra kentin hızla sanayileşmesi, ovalık alanda baraj ve sulama kanallarıyla sulu tarıma geçilmesi ve buna bağlı tarımın özelliklede yüksek nitelikli pamuk tarımının yapılması hızlı bir nüfus artışını beraberinde getirmiştir. Nüfus artışı özellikle konut sorunu ve gecekondulaşmayı artırmışsa da son yıllarda ilçenin kuzey kesimlerinde yürütülen ‘Kuzey Adana' uydu kent projesiyle planlı kentleşme gelişmektedir.

TUFANBEYLİ

 

Tufanbeyli Adana’nın kuzeyinde bulunan, Kahramanmaraş ve Kayseri illerine sınır, 1400 rakımında şirin bir Adana ilçesidir. Genel tüketim merkezlerine uzak oluşu sosyal ve ekonomik gelişmesini olumsuz etkilemektedir. Zira Tufanbeyli Adana’ya 196 km, Kayseri’ye 170 km, Kahramanmaraş’a 177 km mesafededir.İlçemizin ana gelir kaynağı tarımdır. Tarım’da Buğday, Nohut, Şekerpancarı ve Patates dışında üretim yerelin ihtiyacını karşılama şeklindedir.  Yerel sanayini yeterince gelişmemesi, gelişmiş merkezlere ulaşım maliyetinin yüksekliği, tarım sanayine ham madde üretecek ürün desenin oluşmasını olumsuz etkilemektedir.Hedefimiz tarımda yeni teknolojilerin kullanılması, verim, kalite ve dayanıklılık özellikleri geliştirilen yeni çeşitlerin üretim desenine eklenmesi, üretim planlama ve Pazar imkanlarının geliştirilmesidir.

İlçemizde yapılmasına başlanan Kayarcık-Yeşilova-Yamanlı EnerjiSa Termik Santrali ilçemizin sanayi alanındaki istihdamına katkı sağlayacaktır. İlçemizde gezilebilecek tarihi ve turistik öneme sahip yerlerin başında Comana Medeniyetinin tarihi kalıntılarının bulunduğu Şar Köyü harabeleridir. Harabeler insan muhayyilesinin kutsal güçleri aradığı ilk dönemlerden beri önemli dini merkezlerden biri olarak kabul edilmektedir. Bu merkezde Hitit, Roma ve Bizans dönemlerine ait önemli kalıntılar bulunmaktadır.Hitit öncesi mitolojilerde bile Ana Tanrıça Mağda Materi’nin beldesi olduğuna inanılıp saygı gösterilmiştir. Hanyeri Köyü’nde de Hitit kabartmaları bunlardan sayılabilir.İlçemizin en güzel özelliği huzur ve güven içinde yaşayan halkımızdır. Türkiye ve dünyaya örnek teşkil edecek şekilde Türk’ü, Kürd’ü, Çerkez’i, Avşar’ı ve Alevi’si birlik ve beraberlik içinde kardeşçe yaşamaktadırlar.

 

YUMURTALIK

Adana İlimizin Yumurtalık ilçe merkezi İskenderun körfezinin kuzeyinde MÖ. 4. yüzyılın son çeyreğinde Büyük İskender’in Pers imparatoru Dara’yı bugünkü İskenderun ile Dörtyol arasında kalan ovada yenmesinden sonra İskenderin halefleri olan Makedonyalı komutanlar tarafından bir liman şehri olarak kurulmuştur.MÖ. 1. Yüzyılda tarihin en parlak dönemini yaşamıştır.1517 yılında Yavuz Sultan Selim’in Mısır seferi ile de Osmanlı İmparatorluğu egemenliği altına girdi. Yumurtalık, 19 Temmuz 1926’ya kadar kaza iken, nahiye yapılıp Ceyhan’a, 1 Nisan 1959’da ilçe yapılarak Adana’ya bağlanmıştır. Akdeniz’in kenarında olan Yumurtalık’ın Güney ve Doğusu İskenderun körfezi, Kuzeyi Ceyhan İlçesi, Kuzey-Batısı Adana İli, Batısı ise Karataş İlçesi ile çevrilmiş bulunmaktadır. İlçenin yüz ölçümü 501 Km2 olup, toplam 55,22 km sahil şeridi bulunmaktadır.Adrese dayalı nüfus kayıt sistemi verilerine göre İlçenin toplam nüfusu 18,660 tır. Bu nüfusun 5.129’u İlçe merkezinde 13.531’i belde ve köylerinde yaşamaktadır. İlçenin 3 Beldesi ile 15 köyü mevcuttur.Yumurtalık’ın batı bölümü; 26.05.2006 tarihli Resmi gazetede yayınlanan 2006/10427 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile Karataş Yumurtalık Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi olarak ilan edilmiştir.Yumurtalıkta tabiatı koruma alanı bulunmaktadır. Bu alan Ceyhan nehrinin denize döküldüğü yerin doğusunda kalan; Yeşilköy, Kaldırım, Zeynepli ve Deveciuşağı köylerinin batısında bulunan, Çamlık ve Yelkoma Dalyanları sulak alanları ile Halep çamlığı içine 164.300 dönüm alandan oluşmaktadır.Yumurtalık İlçesinin doğu bölümüde sanayi bölgesini oluşturmaktadır. Sanayi bölgesi içerisinde faaliyet gösteren İSKEN Sugözü Enerji Santralı; taşkömürüne dayalı ilk özel sektör Enerji Santralı olup, 1320 MW (660X2) kurulu kapasitesi ile Türkiye’nin enerji ihtiyacının yaklaşık % 5’ini karşılamaktadır. Diğer enerji yatırımlarıyla ilgili çalışmalar devam etmektedir.Süleyman Kule, Ayas Sur ve Kalesi ( Asur), Kız ( Atlas ) Kalesi, Marko Polo İskelesi tarihi varlıklarıdır.

YÜREĞİR

 

Adana merkez ilçesinden 5 Haziran 1986 tarihinde ayrılarak ayrı bir ilçe olmuştur İsmini 1250-1352 yılları arasında Türk Oğuz boyundan Üçoklara ait Yüreğir aşiretinin buraya yerleşmesinden dolayı almıştırCoğrafi konum olarak Toroslar’ın eteğine kurulan Çukurova Üniversitesi’nin güneyinde başlayan Yüreğir İlçesi yerleşim alanı, doğuda Misis havzası, batıda Seyhan Nehri ve güneyde Karataş Ovası ile çevrelenmiş bölgede oluşan yerleşim alanıdır Tarihsel olarak geçiş alanları üzerinde bulunması sebebiyle Yüreğir ilçesi önemli bir kavşak noktası olarak düşünülmüştür

 

Denizden yüksekliği 23 metre olan ilçenin yüzölçümü 1538 km²’dir 79 köyü bulunmaktadır İlçesinin kuzeyinde İmamoğlu, kuzeybatısında Karaisalı, batısında Seyhan, doğusunda Ceyhan, güneyinde Yumurtalık ve Karataş ilçeleri bulunmaktadırİlk ve ortaçağda önemli bir yerleşim merkezi olan Yüreğir ve yöresinde eski eser olarak köprü ve höyük, yer mozaikleri ve su kemerleri, hamam ve kervansaray bulunmaktadır. Bu eserler Hitit, Roma, Selçuk ve Osmanlı dönemlerine aittirİlçe bağlısı olarak merkez hariç olmak üzere ilçe merkezine bağlı; 13 belde, 112 köy ve 89 mahalleden oluşmaktadır.

 

 

Adana İli Resim Galerisi

Reklamlar

Kulak İnşaat Kulak İnşaat
Adana OSB Adana OSB
Başak Matbaa Başak Matbaa
Uykur İnşaat Uykur İnşaat
Güney Un Güney Un