• Sayı: Şubat 2012

TUTUKLANAN BAŞBUĞ “TAKDİR YÜCE TÜRK MİLLETİ’NİNDİR.” Eski Genelkurmay Başkanı Org. İlker Başbuğ Balyoz Darbe Planı davasıyla ilgili olarak tutuklandı.  Balyoz Darbe Planı davası, Mart 2003 ayında 1.Ordu Komutanlığı’nda hükümeti devirmek için

 

Balyoz isimli bir askeri darbe planı hazırlandığı iddiası üzerine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nca başlatılan soruşturma sonucu İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi’nde açılan davaya verilen isimdir. İddia edilen bu planda ilk olarak Taraf gazetesinin 20 Ocak 2010 tarihinde Mehmet Baransu, Yıldıray Oğur ve Yasemin Çongar imzalı haberinde açıkladığı 2003 tarihli "Balyoz Harekât Planı" başlıklı belgeler ile gündeme geldi. İddialara göre plan, dönemin 1. Ordu Komutanı Çetin Doğan'ın liderliğindeki cunta tarafından hazırlandı ve darbe zeminini hazırlama amaçlı Çarşaf, Sakal, Suga ve Oraj kod adlı eylem planlarından oluşuyor. 5000 sayfalık belgelerde Fatih ve Beyazıt Camilerinde bomba patlatılarak hükümetin sıkıyönetim ilan etmeye zorlanması, Yunanistan hava sahası üzerinde bir Türk jetinin düşürülerek halkın galeyana getirilmesi ve darbe sonrası demokrat görüşlü gazetecilerin tutuklanmasının planlandığı ileri sürülüyor. Hazırlanan İddianameye göre, 'Balyoz Darbe Planı'nın beş aşamada gerçekleştirilmesi öngörülüyor:

Birinci aşamada istihbarat faaliyetlerinin yapılacağı ve tamamlanacağı bir süreç olarak tespit ediliyor. İkinci aşama askeri müdahale için zemin hazırlama süreci olarak belirleniyor. İddianamede şöyle deniliyor: "Yapılanma içerisinde yer alan bazı jandarma görevlileri tarafından hazırlanan 'Sakal' ve 'Çarşaf' isimli eylem planlarıyla kargaşa yaratma planlandığı, 'Oraj' ve 'Suga' isimli planlarla hava sahası ve kıta sahanlığı konularında Yunanistan'ın taciz edilerek iki ülke ilişkilerinin gerilmesinin öngörüldüğü anlaşılmıştır. Böylece öncelikle 1'inci Ordu merkezli İstanbul ve çevre illerde sıkıyönetim ilan edilmesinin amaçlandığı tespit edilmiştir.” Üçüncü aşamanın askeri müdahalenin fiilen ilan edildiği aşama olarak belirlendiği iddia ediliyor. Dördüncü aşamada ise yürütme görevinin 'Milli Mutabakat Hükümeti'ne tarafından devralınacağı ifade ediliyor. Beşinci ve son aşamada yürütmenin tekrar sivil yönetime devredilmesi için 'seçime' gidilmesi öngörülüyor.

Sözü edilen planın tek tek medya iletişim araçlarında yer almasından sonra gözaltı ve tutuklamalar da ardı ardına geldi. Hepsi çok dikkat çekiciydi çünkü ordunun en alt kademelerinden en üst kademelerine kadar birçok kişinin ismi bu planla anılmaktaydı. O güne kadar aşılmaz duvarlar ardında, kendi içinde kendi yapısıyla hep ayrı bir noktada duran Türk Ordusu komuta kademeleri de artık yargılanır olmuştu. Bazı yorum ve değerlendirmelere göre bu demokrasinin bir gereği, bazı yorumlara göre de Türk Silahlı Kuvvetlerini yıpratmak için yapılan bir tür oyundu.

Kimileri için bir demokrasi hareketi, kimileri için ise bir tasfiye olarak nitelendirilen süreçte ordu mensubu üst düzey birçok askerin gözaltına alınıp tutuklanmasından sonra ordunun en tepedeki ismi Eski Genel Kurmay Başkanlarından İlker Başbuğ’un tutuklanması, Türk Silahlı Kuvvetleri içinde ve kamuoyunda büyük bir şaşkınlıkla karşılandı. Silahlı terör örgütü yöneticiliği ve hükümeti ortadan kaldırmakla suçlanan Başbuğ orduda tam anlamıyla çekirdekten yetişmiş bir isim. Eski Genelkurmay Başkanlarından Orgeneral Hilmi Özkök’ün bir gazeteye verdiği demeçte, “İki yıl birlikte çalıştık. Akıllı, yetenekli, uyumlu, başarılı, sevdiğim bir arkadaş”   olarak tanımladığı Başbuğ, 1943 yılında Afyonkarahisar’ da doğmuş ve 1957 yılında Kuleli Askeri Lisesi’ne girişiyle üniformayla yaşama adım attı. Sonrasında 1962’de Kara Harp Okulunu, 1963‘de de Piyade Okulunu bitirerek ordudaki yerini almış ve ordu içerisinde çeşitli görevlerde bulundu. Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın 30 Ağustos 2008 itibariyle yaş haddinden emekliye ayrılmasıyla da ordunun en üst mertebesine,  26. Genelkurmay Başkanlığı'na Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral İlker Başbuğ getirildi. Orgeneral Başbuğ, 4 yıl olan Genelkurmay Başkanlığı görevini yaş haddi nedeniyle 2 yıl yürüttü ve 30 Ağustos 2010 tarihi itibariyle de emekli oldu.

       Davada öne çıkan birçok çarpıcı isim olmasına karşın hiç şüphesiz Orgeneral İlker Başbuğ’un da yer alması en az içte olduğu kadar dış basında da geniş yer aldı.Eski Genelkurmay Başkanı’nın tutuklanmasını ABD’nin haftalık haber dergisi Newsweek, “Sivil iktidarın güçlenmesinin bir göstergesi” olarak niteledi. Fransız Le Monde gazetesi ise “Ordu, sivil iktidara kafa tutamadı” sözleriyle yorumladı. Newsweek’te yayımlanan Owen Matthews imzalı makalede, Başbuğ’un tutuklanmasıyla “Sivil hükümet ile eski egemenliğini yitiren ordu arasındaki ihtilafta dramatik bir tırmanma yaşandığına” dikkat çekilen makalede “Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Türkiye’yi daha demokratik hale getirdiğini iddia etse de şimdi eski düşmanlarının otoriter taktiklerini onlara karşı kullanıyor gibi görünüyor” yorumu yapılırken şu ifadelere de yer verildi: “Eski bir Genelkurmay Başkanı’nın tutuklanması ise son 10 yılda Türkiye’nin askerî ve sivil kurumları arasındaki güç dengesinin ne denli değiştiğini açık bir şekilde gösteriyor.

Birçok ülkede Başbuğ’un tutuklanması flaş haber olarak duyurulurken dünyanın en güçlü ordularından birine sahip Türkiye’nin böyle bir olayla dünya gündemine gelmesinin hoş olmadığı yorumları da yapılıyor.

İstanbul adliyesinde verdiği ifade sonrasında tutuklanmasına karar verilen İlker Başbuğ çıkışta gazetecilere “Takdir Yüce Türk Milleti”nindir dedikten sonra önce sağlık muayenesi için Adli Tıp Kurumu’na sonrasında da cezaevine götürüldü. Mahkemedeki ifadesinde hakkında yöneltilen suçları reddeden Başbuğ’un, “Bu suçla itham edilen ki Türkiye Cumhuriyeti devletinin 26. Genelkurmay Başkanı'dır. Bunu tarihe not olarak düşmekte yarar görüyorum. Ben Genelkurmay Başkanı olarak Türk Silahlı Kuvvetleri’nin komutanıyım ki bu TSK dünyanın en güçlü ordularından biridir. Böyle bir orduya komutanlık eden bir kişinin silahlı terör örgütü kurmak ve yönetmek ile suçlanması gerçekten trajikomik diyebiliriz" dediği de öğrenildi.

Ayrıca Başbuğ’un avukatı yaptığı açıklamada, “ ‘İnternet siteleri ve basın açıklamalarıyla mı ben bu suçu işledim?' diye düşünüyor. 700 bin kişilik orduyu komut etmiş, Türkiye Cumhuriyeti'nin 27. Genelkurmay Başkanı, bu suçlamanın çok ağır bir suçlama olduğunu, yıllarca beraber çalıştığı, kendisini atayan ve normal emeklilik süresine kadar görevde kalmasında bir sakınca görmeyen hükümetin, (yaklaşık 7 yıllık bir çalışma süresi var) çeşitli görevlerde, onların görmediği bir suçu ve eylemi 30 Aralık 2011 günü mahkemenin cuma akşamı yapmış olduğu suç duyurusuyla, pazartesinden itibaren 4 gün içinde Cumhuriyet Savcısı’nın tutuklamayı gerektirir bir soruşturmaya dönüştürmüş olmasını da şaşkınlıkla karşıladık.” dedi.