• Sayı: Ağustos 2011

KKTC’nin iki tane önemli reel sektörü destekleyen konu var. Bildiğiniz gibi bunların bir tanesi eğitim bir tanesi de turizmdir. Zaten bu iki endüstri KKTC’yi ayakta tutan ve para kazandıran iki koldur. Bunlardan milli eğitim konusunda bildiğiniz gibi biraz zayıflama var.  bugün turizm cazip bir noktada mı?” derseniz size “evet cazip bir noktadadır” diyemem. Fakat buna karşılık şunu söylerim Kuzey Kıbrıs’ta son derece başarılı hizmetlere, son derece yetişmiş personele sahip, beş yıldızlı kaliteli otellerimiz var.

 

Sundukları yiyecek, içecek ve hizmet bugün Avrupa’nın otelcilik alanındaki başarılı ülkeleri gibidir. Unutmayın ki burası izolasyon altında bir ada ülkesidir. Yani her şey bir Avrupa ülkesinden bir Uzak Doğu ülkesinden daha zor yürütülüyor. Bu noktadan hemen bir başka noktaya geçelim ve Kuzey Kıbrıs’ın aldığı turistin geliş noktalarına bakalım. Bunlar içersinde birinci nokta olarak Anavatanımız Türkiye’yi görüyoruz. Bugün Türkiye’nin 8-10 noktasından 3 havayolu şirkti hatta buna Anadolujet’i de katarak Hatay seferlerinden dolayı 4 de diyebiliriz, 10 noktada turist, misafir getiriyor, öğrenci getiriyor ve silahlı kuvvetler mensuplarını taşıyor. Şimdi bu çerçeve içersinde Türkiye’ye dönelim ve ana girdi ülkemiz olan, ana destinasyonumuz olan Türkiye’de Kuzey Kıbrıs ne kadar tanınıyor ona bakalım. Ben bize gelen sorulardan, otelimizi arayan misafirlerimizden otelimize geldikten sonra Kıbrıs hakkında sorular soran konuklarımızdan Kıbrıs’ı yeterince tanıtamadığımızı görüyorum. Hala eğer Türkiye’den gelen misafirlerimiz “para birimi olarak ne kullanılacak” diyor ise “acaba şoför Türkçe bilir mi?” diye soruyor ise demek ki biz Kuzey Kıbrıs’ı iyi tanıtamamışız. Peki bunun yolu nereden geçer? Bunun yolu Türkiye’de bir “Kıbrıs Yılı” yaratmaktan ve Kıbrıs’ı tanıtmaktan geçer. Türkiye’deki bütün illerde kültürüyle, tarihiyle, doğasıyla, çeşitli etkinlikleriyle, özellikleriyle Kuzey Kıbrıs’ı tanıtmamız lazım. Eğer biz bu olayı yaratırsak ben eminim ki bugün ülkedeki 15000 yatak çok ciddi anlamda seneye fazlasıyla dolar. Neden dolar çünkü bu ülkeye Allah büyük bir şans bahşetmiş. O şans da güneşin 300 gün doğmasıdır. Biliyorsunuz ki bir misafir gittiği ülkede ilk araştırdığı şey istatistiklere göre hava durumudur. Yani o ülkenin ekonomisini, o ülkenin para birimini, yani o ülkedeki şartlara hava durumundan sonra bakıyormuş. Bu istatistiki olarak böyledir. Dolayısıyla Kıbrıs’a baktığımız zaman senede 300 gün güneşi görüyorsunuz zaman zaman da güneşin önündeki küçük bulutları görüyorsunuz. Yağmurlu gördüğünüz gün sayısı azdır. Şimdi bunu bizim doğru kullanmamız lazım. Evet belki senede 140 gün denize girebiliyorsunuz fakat onun dışındaki günlerde çok rahatlıkla kalorifersiz bir evde paltosuz, mantosuz gezebiliyorsunuz. Yani ılık günler diyoruz bunlara. Bu günler kongre turizmi için, sağlık turizmi için, doğa turizmi için, vahşi orkide turizmi için son derece faydalı günlerdir. Hatta belki de güneşli günlerden daha iyi günlerdir. Ama bunu tanıtıp değerlendirmemiz lazım. Bugün gazetelerde Turizm Bakanımızın anavatanda “Tatilini Gel Yavru Vatanda Yap” kampanyasını başlatacağını büyük bir memnuniyetle öğrenmiş bulunuyorum. Yine bu söyleşimizde aynı güne rastlıyor. Bu son derece önemli söyleşi olacak. Bizim adımıza sayın bakanın demecini bir bakıma desteğini görüyorsunuz. Gene bugünkü demecinde göreceğiniz “bizim ikinci önemli Orta Doğu ülkemiz Suriye’dir.” sözü son derecede doğrudur. Biliyorsunuz Laskiye-Magosa seferleri ve Suriye’den Gaziantep üzerinden Ercan seferleri Kuzey Kıbrıs için son derece önemlidir. Bu konunun da belli bir şekilde Rum baskılarına rağmen çözülmesi Kuzey Kıbrıs’ta turizm alanında nefes aldıracak hareketler olacaktır. Bizim hemen karşımızda çok ciddi bir rakibimiz var. Dev gibi, dağ gibi rakip Antalya var. Önce gerek Türkiye’nin gerekse Kıbrıs’ın, Kuzey Kıbrıs’ta yapılan toplantılara, etkinliklere ve kongrelere belli bir destek vermesi lazım. Çünkü biz bu ülkeye anavatan olarak çok ciddi yatırımlar yapıyoruz. Ama bu ülke kendi üzerinde duraktan kendi problemlerini kendi turizmini çözerse buradan istifade den yine anavatan olacaktır. Çünkü Kuzey Kıbrıs’taki reel sektörü ciddi anlamda ayağa kaldıracaktır. Mesela biz geçtiğimiz günlerde bir uluslar arası altın poker turnuvası yaptık. 400 civarında ki bunların 130 küsuru ABD’dendi buraya yabancı turist getirdik. Şimdi ben eminim ki çok iyi duygularla çok mutlu şekilde dönen bu insanlar gittikleri yerlerde KKTC’nin birer elçisi olarak bu ülkeyi anlatacaklar. Bunlardan birçoğu maalesef Kuzey Kıbrıs’ı hiç bilmeden geldiler. Haritadan görerek geldiler. Ama burada gördükleri hizmet, ilgi, alaka ve doğanın güzelliği eminim ki onları bu ülkeye getirecektir. Bizim yaptığımız bu turnuva gibi Kuzey Kıbrıs’ta sosyal etkinlik, müzik etkinliği, kültür etkinliği yapılıyor. Buraya gelen sanatçılar ve bu sanatçıları izleyenler, geldiklerinde bu ülkeyi çok güzel duygularla anıyorlar. Bu tip faaliyetlerin artması da Kuzey Kıbrıs için son derece önemlidir. Deniz, kum, güneş bugün artık dünyada yavaş yavaş yerini değişik turizm dallarına bırakmaktadır. Bugün bu ülkede yapılmakta olan insantif toplantı turizmi yapılmaya başlanacak olan sağlık turizmi, golf turizmi, doğa turizmi gibi alanlar yakın gelecekte Kuzey Kıbrıs’ın önemli adımları olacaktır.