Siyaset:Sayın Büyükelçim, bize özgeçmişinizden bahseder misiniz? Tüymebayev:İş hayatıma 1980’li yıllarda Kazakistan Devlet Üniversitesi’nde başlamıştım.Üniversitenin Filoloji (dil bilimi)

 

 fakültesinde Doçent olarak yaklaşık 13 yıl görevde bulundum.

Ülkemizin bağımsızlığını kazandığı ilk yıllarda daha yeni kurulan Kazakistan Dışişleri Bakanlığı’na geçerek Yakın Doğu, Orta Doğu ve Afrika Genel Müdürlüğü’nde Başkâtip ve Şube müdürü olarak diplomatik alanda çalışmaya başladım. 1994 yılında ise kardeş Türkiye’deki Kazakistan Büyükelçiliği’ne Başkâtip olarak atandım ve Ankara’da 3 yıl görev yaptıktan sonra ülkeme döndüm. Sonraki yıllarda çeşitli dönemlerde Cumhurbaşkanlık Protokol’ünde Danışman ve Cumhurbaşkanlık Protokol Genel Müdürü olarak toplamda yaklaşık 7 yıl görevime devam ettim.

1999 yılında yine Türkiye’ye gelmek nasip oldu. Bu sefer Kazakistan Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosu olarak atandım.  

Cumhurbaşkanımızın kararıyla 2004-2007 yılları arasında Kazakistan Cumhuriyeti Moskova Büyükelçisi idim ve 2007-2010 yılları arasında Kazakistan Cumhuriyeti Milli Eğitim ve Bilim Bakanı görevine atandım. Kazakistan’da ilk, ortaokulları ile liseler ve üniversiteler Milli Eğitim ve Bilim Bakanlığı’na bağlıdır. Yani Türkiye’deki YÖK, TÜBİTAK v.s. gibi kurumlar bizde Bakanlığımızın sorumluluğundadır. Şunu da ifade etmek isterim, Bakanlar Kurulu’nda en uzun süre bakanlık görevinde bulunan biri olarak Cumhurbaşkanımıza talepte bulundum ve kendi isteğimle bu görevden 2010 yılında istifa ettim.

2010 yılının Ekim ayında da Cumhurbaşkanımız Nursultan Nazarbayev’in kararıyla çok iyi bildiğim ve sevdiğim Türkiye’ye Büyükelçi olarak atandım.

 Siyaset:Sayın Büyükelçim, bu yıl Kazakistan bağımsızlığının 20. yılını kutlamaktadır. Bu süre zarfındaki Kazakistan-Türkiye ilişkilerini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Tüymebayev:Öncelikle belirtmek isterim ki kardeş Türkiye, ülkemizin bağımsızlığını ilk dakikalarda ve dünyada birinci ülke olarak tanımıştır. Bunu hem yönetimimiz hem de halkımız unutmayacaktır. Nitekim son yirmi yılda ilişkilerimiz Stratejik Partnerlik düzeyine ulaşmıştır.

Kazakistan ve Türkiye birbirlerine uzun yıllardır süregelen dostluk ve stratejik müttefik münasebetleriyle bağlıdırlar. İki dost ve kardeş ülke, benzer dış politika ve stratejik hedefleri bulunan büyük bölge devletleri olarak kabul edilmektedir. Bunların yanı sıra, bu ülkeler, İslam dünyasının büyük ve etkili birer devletidir. Çok taraflı işbirliği konusunda görüş benzerlikleri bulunan bu iki ülkenin ikili işbirliği de dinamik bir şekilde gelişmektedir. Kazakistan ve Türkiye, Birleşmiş Milletler, Asya’da İşbirliği ve Güven Arttırıcı Tedbirleri Konferansı (CİCA), Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT), Ekonomik İşbirliği Teşkilatı, İslam İşbirliği Örgütü, Türk Dili Konuşan Devlet Başkanları Konseyi ve Konsey Bünyesindeki Kuruluşlar gibi uluslararası ve bölgesel teşkilatlar kapsamında aktif bir şekilde işbirliği yapmaktadırlar ve dış politika girişimlerinde birbirini karşılıklı olarak desteklemektedirler. Türkiye’nin Asya’da İşbirliği ve Güven Arttırıcı Tedbirleri Konferansı 2010-2012 yılları için Dönem Başkanlığı’nın Kazakistan’dan devralması ve III. CİCA Zirvesi’nin 7-9 Haziran 2010 tarihleri arasında İstanbul’da başarılı bir şekilde düzenlenmesi bu işbirliğinin güzel örneğini teşkil etmektedir. Başka bir örnek olarak da Kazakistan’ın AGİT 2010 Dönem Başkanlığı’nın üstlenmesi ve 1-2 Aralık tarihlerinde Astana’da AGİT Zirvesi’nin gerçekleştirilmesinde kardeş Türkiye’nin daimi desteği büyük rol oynamıştır.

Kazakistan, Türkiye ve İspanya’nın “Medeniyetler İttifakı” şeklindeki medeniyetler diyalogu fikirlerinin ilerletilmesi girişimlerini takdirle karşılamaktadır. Bu girişimin, Kazakistan’a yabancı olmadığını belirtmek isterim. Cumhurbaşkanımız Nursultan Nazarbayev de bu istikamette birçok önemli çabalara önayak olmuştur.

Siyaset: Peki, Türk dünyası bağlamındaki ilişkiler ne durumunda?

Tüymebayev:Kazakistan ve Türkiye, Türk dünyasının çıkarlarını gözetme ve geliştirme konusunda etkin politika izlemektedirler. Türk dünyasının iki kutbunda birer cazibe merkezi olarak her bakımdan daha gelişmiş olan Kazakistan ve Türkiye, büyük Türk medeniyetinin yeniden canlandırılmasında belirleyici rol oynamaya devam etmektedirler.

Türk dili konuşan devletlerarasında siyasi, ekonomik ve kültürel-insani alanda işbirliği konusunda büyük çalışmalar geçmişte yapılageldiği gibi günümüzde de yapılmaktadır. Sıkı siyasi temaslar vardır: Yılda 6’dan fazla üst düzey görüşme yapılmakta ve Devlet Başkanları Zirveleri düzenli olarak organize edilmektedir. Gelişmiş iktisadi ilişkiler ve etkileyici bir ticaret hacmi bulunmaktadır. Kültürel-insani ilişkilerde geniş bir ağ bulunmakta ve bu alanda bir dizi ortak projeler gerçekleştirilmektedir.

Bu anlamda, Türk dünyasında bu devletleri devlet başkanları düzeyinde bir araya getiren, belirli dönemlerde gerçekleştirilen zirvelerin çalışmalarını düzenleyen, kültürel-insani ve ekonomik işbirliğini koordine eden müşterek bir yapı da Kazakistan Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev’in inisiyatifi ile kurulmuştur. Türk Dili Konuşan Devlet Başkanları Konseyi (kısa adıyla – Türk Konseyi). Bildiğiniz gibi Türk Konseyi’nin birinci zirvesi geçtiğimiz Ekim ayında Almatı’da gerçekleştirilmişti.

Cumhurbaşkanımız Türk dili konuşan devletlerin entegrasyonu konusunda birçok girişim teklif etmişti ve bu teklifler de Türkiye Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Türk dünyasının diğer liderleri tarafından desteklendi. Bunlardan biri Türk Dili Konuşan Devletler Parlamenterler Asamblesinin kurulması ve buna ilişkin Anlaşma Kazakistan, Türkiye, Azerbaycan ve Kırgızistan olmak üzere dört devletin Meclis başkanları tarafından 21 Kasım 2008 tarihinde İstanbul’da imzalandı. Toplumsal düzeyde yine cumhurbaşkanımızın önerisi üzerine Türk halklarının Aksakallar (Bilge Kişiler) Konseyi oluşturulmuştur. 2010 yılında da Türk Konseyi himayesinde Türk Akademisi kurulmuştur.

Siyaset:Son zamanlarda güçlenen Kazakistan ekonomisi söz konusudur. İki ülkenin ekonomik işbirliği ne durumdadır? Bu anlamda ülkenizde yatırım konusunda Türk işadamlarına neler söyleyebilirsiniz?

Tüymebayev:Çok teşekkür ederim sorunuz için.

Ülkelerimiz arasındaki karşılıklı ilişkilerin geliştirilmesinde anahtar rolü kuşkusuz ticari-ekonomik işbirliği oynamaktadır. Bu işbirliğinin birinci vazifesi ise cumhurbaşkanları Nursultan Nazarbayev ve Abdullah Gül tarafından belirlendiği üzere karşılıklı ticaret hacmini 5 milyar ABD Dolarına çıkarmaktır. Ticari-iktisadi ilişkilerin bugünkü seviyesi, tarafların gerçek imkânlarını yansıtmaktan son derece uzaktır. Hepimiz bugünkü ticaret hacmi rakamlarının bizi tam olarak tatmin etmediğini idrak etmekteyiz. Bu nedenle, söz konusu vazifenin yerine getirilmesi için öncelikli olarak ülkelerimizin iş çevrelerinin çabalarını bir araya getirmeliyiz ve bunların faaliyetini olabildiğince desteklemeliyiz.

Diğer stratejik alanlardan birisi de yatırım işbirliğinin geliştirilmesidir. Maalesef, bu işbirliğinin bugünkü durumu tarafların gerçek potansiyelini yansıtmamaktadır. Bununla ilgili olarak Kazakistan’daki yenilikçi ve ileri teknoloji projelerine ve özellikle de sanayi sektörüne doğrudan yatırımlara Türk sermayesinin katılmasına büyük ümitler bağlamaktayız, çünkü bu güne kadar Kazakistan’daki Türk yatırımları genelde küçük ve orta işletmelere, inşaat ve hizmet sektörüne yönelmiştir, madencilik ve sanayi alanında ise fiilen hiç Türk yatırımı bulunmamaktadır.

Türk müteahhitler Kazakistan’da toplamda 15 Milyar dolarlık projeleri üstlenerek, hem ülkemize hem de Türkiye’ye destek oldular. Kazakistan ekonomisine toplam Türk yatırımlarının hacmi yaklaşık 2 milyar Dolar, Kazakistan’ın da Türkiye’ye - yaklaşık 1 milyar Dolardır. Fakat dediğim gibi, bu göstergeler ülkelerimizin potansiyeline uygun değildir.

Bu anlamda, iki ülke arasındaki ticari-ekonomik işbirliğini geliştirmek amacıyla, Devlet başkanımızın talimatı ve Büyükelçiliğimizin inisiyatifi ile Kazakistan’da Türk sanayicilerinin katılımıyla Organize Sanayi Bölgesi’nin kurulması planlanmaktadır. Bu yılın Ekim ayında Almatı’da Kazakistan Cumhuriyeti ile Türkiye Cumhuriyeti Hükümetleri arasında Ortak Kazak-Türk Sanayi Bölgelerinin kurulmasına İlişkin Niyet Memorandumu’na imza atılmıştır. İlk uygulama da Güney Kazakistan Bölgesi Kentau şehrinde faaliyete geçti ve Ortak Kazak-Türk Sanayi Bölgesi’nde yaklaşık 6-7 fabrika kurulmuştur.

Bu da demek ki, Kazakistan’a gelecek olan Türk yatırımcıları artık tek başına değil, toplu bir şekilde Sanayi Bölgeleri’nde yer alabilecekler ve tüm bürokratik engellerden arındırılmış olacaklar. Bu Sanayi Bölgeleri’nin işleyişi de aynen Türkiye’deki Sanayi Bölgeleri’ndeki gibi olacak ve şirket kuruluşları ile ilgili işlemlerde sadece kendileri tarafından seçilen OSB yönetimi ile muhatap olacaklardır.

Kazakistan, Rusya ve Beyaz Rusya arasında faaliyete geçen Gümrük Birliği nedeniyle, artık ülkemizde kurulacak olan Sanayi Bölgeleri’nde yer alacak değerli Türk sanayicileri ürettikleri malları Rusya ve Beyaz Rusya’yı kapsayan 170 milyon kişilik devasa pazara gümrüksüz olarak sevk edebilecekler, hem de ihtiyaç duydukları hammaddeye daha yakın olacaklardır. Hatta Kazakistan’dan Türkiye’ye ucuz nakliyeyi göz önümüzde tuttuğumuzda, ürünlerinizi Türkiye’ye de daha ucuza ihraç edebilirsiniz.

Bu vesile ile değerli Türk sanayicilerini Kazakistan’daki Ortak Sanayi Bölgeleri’ne davet etmek istiyoruz.

Ülkelerimiz arasındaki ticareti ve yatırım imkânlarının genişletilmesi için devlet yönetimimiz büyük çaba sarf etmektedir. Geçtiğimiz aylarda “Şımkent-İstanbul-Şımkent” havayolu seferinin açılışı gerçekleştirilerek, Kazakistan ile Türkiye’yi bağlayan düzenli hava seferleri üçe çıkmış oldu. Daha evvel Türkiye’ye, Kazakistan’ın sadece Astana ve Almatı şehirlerinden düzenli seferler vardı.

Hükümetler arası düzeyde “Yeni Sinerji” adlı Ortak Ekonomik Programın hazırlık çalışması devam etmektedir.

Ayrıca, Başbakanımız Sayın Karim Masimov’un Aralık 2010’da Türkiye’ye yapmış olduğu ziyaret esnasında Kazakistan-Türkiye Yüksek Düzey İstişare Konseyi’nin kurulması gündeme getirilmiş ve çalışmalara başlatılmıştı. 

Kasım ayında Kazakistan Cumhuriyeti Turizm ve Spor Bakanı Talgat Ermegıyayev ve Türkiye Cumhuriyeti Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan başkanlığında Kazakistan-Türkiye Hükümetlerarası Karma Ekonomik Komisyon toplantısı Ankara’da gerçekleştirilmişti. Komisyon toplantısı esnasında iki ülke arasında devam eden işbirliğine ilişkin 24 alanda değerlendirme yapılarak, önemli kararlar alındı.

Bugün Kazakistan’da Sanayi Kalkınma Programı uygulanmakta ve ön plana tarım, metalürji, petrol üretimi, enerji, kimya, farmakoloji, inşaat malzeme üretimi, ulaştırma ve enformasyon, makine sanayi, uranyum, turizm ve uzay çıkmaktadır.

Bu anlamda, Kazakistan’ın yatırım imkânları ve ülkemizde iş yapmanın ipuçları, bunların içinde her ilimizde elektrik, su ve diğer altyapı maliyetleri ile ilgili bilgileri içeren, geniş kapsamlı bir kitapçığı Türkçe olarak hazırladığımızı buradan değerli dergi okuyucularına duyurmak istiyorum.

Siyaset:Ülkelerimizin turizm ve eğitim alanındaki ilişkilerinden bahsedebilir misiniz?

Tüymebayev:Hepimiz kardeş Türkiye’nin ne ölçüde başarılı bir şekilde fiilen bütün turizm türlerini geliştirdiğini görüyoruz. Ülkenizin tatil yerleri, üstün altyapı ve hizmet düzeyiyle dünyadaki en iyiler arasında sayılmaktadır. Sadece bu yılın ilk dokuz ayında Türkiye’yi 300 bine yakın Kazak vatandaşları ziyaret etmiştir ve bu rakam da sürekli olarak artmaktadır. Bunun yanı sıra, aynı zamanda hem bozkırları, hem ormanları, hem dağları bulunan ve aynı şekilde zengin bir flora ve faunaya sahip Kazakistan’ın artmakta olan turizm potansiyeli de son derece caziptir. Türk şirketleri Mangistau bölgesinde, Hazar Denizi’nin kıyısında Kenderli tatil bölgesinin kurulması projesinin gerçekleştirilmesine aktif bir şekilde katılmaktadır ve benzer projeler daha fazla olabilir. Bu nedenle bu alandaki işbirliğinin daha da derinleştirilmesi gereği bulunmaktadır. Bunun için de iki ülkenin tur operatörleri arasında daha sıkı temaslar tesis edilmesi gerekmekte ve her iki ülkede düzenlenen uluslararası sergilere turizm şirketlerinin katılımını canlandırmak gerekmektedir. Kazakistan ve Türkiye arasında işbirliğinin en gelişmiş alanlarından bir tanesi de iki ülke halklarının ortak tarihi ve kültürel kökenlerinden ve manevi yakınlığından dolayı kültürel-insani ilişkilerdir.

Eğitim alanında temaslar genişlemektedir. Ülkenin bağımsızlık döneminde Türk yüksek öğrenim kurumlarında 1500’e yakın öğrenci eğitim görmüştür ve öğrencilerimiz burada okumaya devam etmektedir. Türkistan’da Hoca Ahmet Yesevi Uluslararası Türk-Kazak Üniversitesi’nin, Almatı’da Süleyman Demirel Özel Üniversitesi’nin, Jambıl Muhasebe-Kredi-Ekonomi Koleji’nin, 28 Kazak-Türk Lisesi’nin, “Dostık” (Dostluk) Eğitim Merkezi’nin faaliyette olması eğitim alanındaki başarılı işbirliğinin bariz bir örneğidir.

Türk dilli topraklar, bütün tarih boyunca çoğulculuk ve kültür çeşitliliğinin odaklandığı alanlar olmuştur ve “Batı-Doğu” arasındaki kültür diyalogunda kendine özgü bir köprü olagelmiştir. Bu bağlamda, bu gün için Türk dili konuşan halkların sosyolojik benzerliklerinin ortaya çıkarılması ve bunların kültürel çeşitliliğinin korunması, incelenmesi ve çoğaltılması konusundaki tedbirler özel bir önem ve öncelik kazanmaktadır. Bilhassa bu görevler, bölgesel ve uluslararası düzeyde güncel kültür ağırlıklı bilimsel çalışmaları ve programları hazırlayıp uygulamaya koyan Türk Akademisi’nin varoluşunun temel yapıtaşlarını oluşturmaktadır.

Siyaset: Geçtiğimiz 16 Aralık 2011 tarihinde ülkeniz bağımsızlığının 20. yıldönümünü görkemli bir şekilde kutlamıştır. Peki, bu yıl içinde Türkiye’de ne gibi faaliyetler yapıldı?

Tüymebayev:Evet, Kazakistan’ın bağımsızlığı Türkiye’de genişçe kutlandı. Bu yılın başından beri neredeyse yüzden fazla faaliyet organize ettik. Türkiye’nin 15’den fazla şehirler ve illerinde resim ve fotoğraf sergileri, seminerler ve “yuvarlak masa” toplantıları, konferanslar ve oturumlar gerçekleştirildi. Çeşitli dönemlerde Kazakistan’ın dünyaca ünlü sanatçıları İstanbul, Ankara, Adana, Eskişehir, Denizli, Gaziantep v.s. gibi illerin sakinlerine müzik ziyafeti sundu. Kazakistan’ın ünlü “Altın Asır” resim sergisi, Türk fotoğrafçısı Yavuz Alatan’ın Kazakistan hakkındaki fotoğraf sergisi Türk halkının beğenisine sunulmuştu.

Kazakistan’ın sanatçıları, Pamukkale’deki 3. Uluslararası Türkçevizyon Festivaline katılım imkanları sağlamıştır. Cumhurbaşkanlık orkestrasının “Beles” grubu ile kopuz çaları Asel Nurkenova’nın 4. Uluslararası Festivali’ne katılımı için destek sağlandı.

Büyükelçilik TÜRKSOY çerçevesinde Kazak halk müzik yazarı Dina Nurpeyisova’nın doğumunun 150. yıldönümüne ilişkin kültürel etkinliklerde de yer aldı. Bu bağlamda Atırau ilinin D.Nurpeyisova adındaki Kazak halk sanatçıları akademisi orkestrası Türkiye’nin çeşitli illerinde konserler düzenlediler. TÜRKSOY, Türkiye Kültür ve Turizm Bakanlığı, Büyükelçiliğin ve Ankara’nın Etimesgut Belediyesi Başkanlığının desteği ile Kazak müzik yazarının hürmetine Etimesgut’da “Dina Nurpeyisova” adlı park açıldı. Belirtmek isterim ki, bu ülke dışında Kazak sanatçının hürmetine açılan ilk parktır.

Kazakistan bağımsızlığının 20. yılı münasebetiyle Nevşehir ilinde Cumhurbaşkanımız “N.Nazarbayev” caddesi ve “Kazakistan” bulvarı açıldı. Büyükelçilik tarafından “Kazakistan” adlı iki ciltlik ülkemiz hakkında geniş bilgileri içeren kitap Türkçe olarak basılmıştır. Kitap Türkiye’nin çeşitli sivil toplum kuruluşları, akademik ve iş adamları çevresinde dağıtılmaktadır.

Kazakistan’ın yüksek öğrenim kurumlarının rektörleri ile Türkiye’nin çeşitli yüksek öğretim kurumlarında eğitim alan öğrencilerinin katılımıyla büyük bir konferans organize edildi.

Kazakistan Cumhuriyeti Parlamentosu Senato Başkanı Kayrat Mami’nin yakın zaman önce Türkiye’ye yapmış oldukları resmi ziyaret çerçevesinde Kazakistan’ın ünlü sanatçıları, müzisyenleri Nurcamal Usenbayeva, Can Tapin, Azamat Jelturgazov, Ahat Kencebayev, Cazgul Danılbayeva, Gulziya Stambek, Kazakistan Cumhurbaşkanlık Orkestrası’nın halk sanatçıları topluluğu ile “Beles” grubu ve “Naz” halk dansları topluluğunun katılımıyla organize edilen büyük konser programı Ankaralıların beğenisini kazanmıştı.,

Önümüzdeki yıl Kazakistan-Türkiye ilişkilerinin 20. yıldönümünü kutlamaya hazırlanmaktayız. Bu bağlamda ikili işbirliğimizin yıldönümünü de geniş çapta kutlayacağız.

Ülkelerimiz arasında etkili işbirliğinin, halklarımız arasında dostane ve kardeş ilişkilerinin yeni ortak örneklerini gelecek yıllarda da hep beraber görelim!

Siyaset: Sohbetiniz için teşekkür ederiz.