Sayın Bakanım, kısaca özgeçmişinizden bahseder misiniz?
TATAR : 1960’ta Kıbrıs’ta doğdum. İngiltere’de Cambrige Üniversitesi’nde iktisat okudum. İngiltere’de finansman müdürü olarak çalıştım. Türkiye’de Show TV ve CİNE5 yayın kuruluşlarında genel müdür yardımcılığı yaptım. Bu arada Dünyanın çeşitli yerlerinde önemli şirketlerde sorumluluklar alarak bu alanda kendimi geliştirerek ülkeme hizmet etmek için Kıbrıs geldim ve siyasete girdim. Önce milletvekili seçildim sonrasında da Maliye Bakanı olarak göreve başladım.
SİYASET : KKTC, ağır ekonomik ve mali sorunlarla yüz yüze bulunuyor. Göreve yeni geldiniz, kapatılamayacak bir bütçe açığını devralandınız ve daha yılın ilk dört ayında tamamen tüketilmiş bir bütçe ile işe başladınız.
Bu koşullarda, kısa ve orta vadeli olarak hangi önlemleri almayı düşünüyorsunuz?
TATAR : Bu beklediğimiz bir olaydı. Zaten rakamları daha önceden biliyorduk ve bunun çalışmalarını yapmıştık. Ancak gerçekten gizli rakamlar da vardı. Yıllık bütçe açığımız da iki yüz milyon TL civarında beklenirken esasında dört yüz milyon TL olduğu yapılan çalışmalar sonrasında ortaya çıktı. Ama aldığımız tedbirlerle, kendi çalışmalarımızla ve Türkiye Cumhuriyeti ile yapmış olduğumuz işbirliği çalışmaları ile bu sıkıntıları aşabileceğiz. Kamuoyunun büyük desteğini almış durumdayız. Halk bizimledir, hükümetimize de destek vardır ve bu icraatlar başarı ile ortaya konulabildiği takdirde orta vadede yani tahminim iki yılda KKTC ekonomisini düzlüğe çıkaracağız. Çünkü bizim sorunlarımız fevkalade sorunlar değildir, burada bu bütçenin kontrol altına alınabilmesi için bir kere bütün kesimlerin özverisi gerekiyor. Ancak bize de düşen sorumluluklar vardır. O da gelirlerimizi arttırmak için bizim ekonominin kayıt altına alınması ve daha adaletli vergi düzenlemeleriyle vergi gelirlerimizi arttırabileceğimize inanıyoruz. Türkiye Cumhuriyeti her zaman yanımızdadır, yeter ki doğruları yapalım. Doğruları yaptığımız takdirde Türkiye’den de bir takım kredi imkânları sağlanacaktır. Bu açıkları kapatarak özel sektörün önünü açmak için hedefimizi ortaya koyuyoruz. Çünkü bu ülkede serbest piyasa ekonomisine inanan UBP ve Hükümeti serbest piyasaya daha da işlerlik kazandırarak özel sektörün önünü açacaktır. Böylece iç ve dış yatırımları özendireceğiz. Ekonomide büyümeyi sağlamak ve refah düzeyini yükseltmek için kolları sıvamış bulunmaktayız. Artık devlette istihdam, devletçe büyüyerek, devleti büyüterek ekonomik gelişmenin olmayacağını herkes anlamıştır. Çünkü verimlilik ve üretime dayalı bir yapı esastır. Ekonominin sürdürülebilir bir yapıya kavuşturulabilmesi için reel ve özel sektörün önünü açmamız gerekir. Bu bağlamda seçim propaganda döneminde ve hükümet programında da belirttiğimiz gibi serbest bölge olayına önem veriyorum. Buraya dış yatırımcıların gelmesini istiyoruz. Türkiye çok güçlü bir ülkedir. Yatırımlar olduğu takdirde ticaretin artması, haliyle ekonomik potansiyelimizin daha da gelişmesini sağlayabileceğine inanıyorum. Çünkü KKTC bir eğitim ülkesi haline gelmiştir; bir turizm cennetidir. Ticaret burada her yönüyle yapılabilir, insanlarımız girişimcidir, dünyayla bütünleşmiş samimi ve iyi eğitim almış insanlardır. Dolayısıyla bu ortamı ekonomik gelişmeye çok süratle kavuşturabileceğimize inanıyorum. Bu yönde de gelişmeler vardır, yani ben ileriye baktığımda çok ümitliyim. Çünkü her gün buraya yatırımcılar geliyor, arayışlarını devam ettirmekteler ve yatırım yapmak için fırsat aramaktadırlar. Ülkemiz güzel, KKTC gerçekten coğrafi bakımdan Orta Doğu’ya yakın Türkiye’mizin yanı başında Avrupa sayılan bir noktada, bir merkezde olan bu güzel ülkede ekonomik potansiyelin çok yüksek olduğuna inanıyorum. Yeter ki şartla uygun olsun. Bu da tabi ki devletimizi daha etkin hale getirmek, devleti sadece vergi toplayan ve insanların önünde engel değil de insanlarımızın hizmetinde olan bir hizmet alanı olarak görebilirsek o zaman bu ülkede yatırım da olur, ticaret de olur ve hep birlikte gelişiriz.
SİYASET : Maliye Bakanlığı oldukça önemli bir bakanlıktır. Özellikle KKTC’nin ekonomik, mali ve finansal koşullarında, ambargoların altında ve küresel krizin ağırlığını sürdürdüğü bir ortamda Maliye Bakanlığının ve yüklendiğiniz görevin önemi daha da artmaktadır. Bu noktada Maliye Bakanı olarak sizin ağır sorumluluğunuz ortaya çıkıyor. Mevcut ekonomik ve sosyal sıkıntıları artırmadan, üretimi ve yatırımları durdurmadan bütçe giderlerini kısmanın ya da gelirlerini artırmanın yolunu nasıl bulacaksınız ve bu işi nasıl yapmayı tasarlıyorsunuz?
TATAR : Bizim paramız Türk parasıdır. O bakımdan Türkiye’ye bağımlıyız. Ancak dünyada gördüğünüz üzere Euro kullanımı yaygınlaşıyor; bütün Avrupa Euro kullanacak çünkü bu önemli bir ticari faktördür. Fakat bizim mevcut koşullarda Türkiye’den farklı bir para birimine geçmemiz bu aşamada çok zordur. Çünkü bizim en büyük ticari faktörümüz Türkiye’dir. Toplam bir buçuk milyar dolarlık ithalatımızın bir milyar doların üzerindeki kısmı Türkiye’den yapılmaktadır. Keza hizmetler sektöründe buraya eğitim için gelen talebelerin % 80’i Türkiye’den geliyor. Turistin % 80’i Türkiye’den geliyor. Ticaretin büyük bir kısmı Türkiye ile yapılıyor. Haliyle bizim Türk para birimini kullanmamız en ekonomik ve mantıklı olanıdır. Ancak muhaliflerimiz Euro para birimine geçilmesini istiyorlar. Biz buna şu anda karşıyız çünkü Türkiye Cumhuriyeti hangi para birimini kullanırsa bizim de o para birimini kullanmamız en doğrusu diye düşünüyorum. Eğer Türkiye Euro’ya geçerse biz de Euro’ya geçeriz. Bu en doğalıdır çünkü dediğim gibi ekonomik mantık bakımından bu doğrusudur. Bunu geçenlerde Oxford Üniversitesi’nden bazı akademisyenlerin de bulunduğu toplantıda tartıştık ve onların da söyledikleri bu yöndedir.
SİYASET : Böylesine ağır bir yükün ve sorumluluğun altına girdiğiniz bir ortamda, henüz sınırlı ve hafif önlemleri uygulamaya koyduğunuz ilk adımda sendikalar düğmeye basılmış gibi “ayağa kalktılar” ve adeta KKTC’yi salladılar. Sizce bu durumun nedenleri nedir ve ne tür önlemleri almıştınız? Sendikaların eylemleri karşısında “Türkiye bizim IMF’miz ama Türkiye’den al, kamuya dağıt dönemi artık bitti. Geri adım atmayacağım.” dediniz. Bu konuyu açar mısınız?
TATAR : Bizim en büyük sıkıntımız bütçe açığıdır. Bir de devletin giderleri ile gelirleri arasında büyük bir fark vardı. Ülkemizde refahı etkileyen işsizlik vardır ama öyle Türkiye’deki kadar değildir. Bugün Avrupa’da bile işsizlik vardır. İşsizliğin olmaması anormaldir. Bizim yapmamız gereken özel sektörün önünü açarak bu işsizlere iş imkânı oluşturmaktır. Bunların hepsini devlette istihdam etmek sorunu çözmez aksine sorunu büyütür. Kamu sektöründe maaşlar yüksek olduğu için herkes kamuya girmek ister ama bu ekonomik nedenlerden dolayı mümkün değildir. İşsizlere özel sektörde iş imkânı yaratmamız gerekiyor. O bakımdan bizim politikalarımız buraya dış yatırımcıları da davet ederek buradaki ekonomik yatırımları geliştirmek ve haliyle ekonominin büyümesi ile iş imkânlarının doğabileceği görüşü içersindeyiz.
Ekonomik sıkıntılar ilk aldığımız tedbirlerle muhakkak aşılacaktır. Çünkü burada ortalama 15-20 büyüme oranı yarattığımız takdirde devlet gelirlerini yılda üç yüz-dört yüz milyon TL artması ile bütçe açıkları fevkalade aşağılara inip sürdürülebilir bir yapıya kavuşacağına inanıyorum. Kamu sektöründe önlemlerini almış bulunmaktayız. Bundan sonra kamu giderlerinde artış zaten beklemiyorum. Çünkü kontrol altındadır. Bütçe kaynaklarımızın çalışmalarını çok ciddi şekilde yapmış bulunmaktayız. Tasarruf yaptığımız takdirde bütçe dengesi kurulacaktır. Bütçe dengesi kurulduğu takdirde bizim ilk yapacağımız iş dolaylı vergileri indirmek. Dolaylı vergilerin indirilmesiyle burada daha fazla rekabet ortamı yaratılacak, dolayısıyla ülkemizi daha cazip hale getirebileceğiz. Bunlar düzeldiği takdirde daha fazla öğrenci, turist ve ticaret amaçlı yatırım yapan insanlarımızı görebileceğiz. Bu bakımdan ben geleceğe umutla bakıyorum. Yeter ki UBP ve Hükümet bugüne kadar sergilemiş olduğu kararlılığı devam ettirebilsin. Halkın güveni ve desteğiyle bunu yapabileceğimize inanıyorum. Çünkü UBP Kuzey Kıbrıs için büyük bir şanstır. Neden büyük bir şanstır? Bir kere ulusalcı zihniyete sahip insanlar hükümettedir. Biz milliyetçi insanlarız ve Türkiye Cumhuriyeti ile ilişkilerini düzletme noktasında buranın daha fazla gelişebileceğine inanıyoruz. Türkiye Cumhuriyeti bizim anavatanımızdır. Burada her zaman Kıbrıs Türk halkının yanında olmuş hükümetlerle biz çok büyük başarılara imza atabileceğimize inanıyoruz. Bir anavatandan su getirme projesine hız verdik, anavatandan sadece su değil elektrik de getirmeyi planlıyoruz. Türkiye Cumhuriyeti’nin Enerji Bakanı da bu projeye destek vermektedir. Türkiye’den ucuza mal edilen elektriğin buraya getirilmesi bizim elektrik maliyetimizi düşürecektir. Dolayısıyla ekonomik dengeleri de olumlu değiştirecektir. Çünkü şu anda bizim sanayimizin ve diğer iş yerlerimizin yüksek elektrik maliyetleriyle rekabet edebilmesi zordur. Ancak ucuz elektrik gücüyle bu rekabet gücümüz daha da artacaktır. Burada şu anda elektriğimizin, eski hükümetin almış olduğu kararlar dolayısıyla Kw saati çok yüksektir. Hatta Türkiye’nin iki katıdır. Çünkü daha önceki hükümet, iki yüz milyon TL kadar borçlanarak % 30 faiz ödeyerek santraller kurdu. Hâlbuki bize göre böyle bir yatırım son derece yanlıştı. Şu anda dünyada yap-işlet-devret modeliyle finansmanını yatırımcının sağlayacağı bir ortamda yatırımlar yapılabilirdi. Bir kuruş faiz maliyeti olmazdı. Maalesef önceki hükümet ihalesiz kurduğu santralleri devlet bankalarından yüksek faizle borçlanarak bu yatırımları yaptılar. Şu anda elektrik fiyatlarının yüksek olmasının en büyük nedeni budur.
Enflasyon temmuz ayında % -2’ydi. Haliyle iki ayda bir enflasyon zammı gelmesi kesinti olmadığına göre pratik anlamda mantıksızdı. Onun için bunu altı ayda bir yapalım dedik. Bayağı bir tepki gördük. Çünkü güya oluşan bu enflasyon ortamında insanların mağduriyeti söz konusuydu. İki ayda bir enflasyon zammı enflasyon beklentisi yarattığı için kendisi enflasyon yaratır. Haliyle altı ayda bir enflasyon zammı yapmak en doğrusudur. Dolayısıyla bu kararı aldık. Mecliste bunu yasallaştıracağız. Diğer bir tepki ek mesailer konusunda. 2003 yılında yedi milyon TL olan ek mesai ödemeleri maalesef 2009 yılında yetmiş milyon TL’yi aşmış ve hala gelişiyor ve hala da büyüyecektir. Bununla ilgili de bir yasal düzenleme yaptık ve buradan da tepki gördük ama halk bizimledir. Çünkü bu ek mesaiyi alan insanların sayısı iki yüzü geçmez ama ülkemizde on binlerce insan askeri ücretle çalışıyor ve gelecek ay maaşını alıp almayacağını bilmiyor. Çünkü ekonomik sıkıntı var ve bu sıkıntılar sürüyor. Ama kamu dairesinde çalışan beş milyar maaşının yanında beş milyar ek mesai alıyor. Bu sürekli hale gelmiş. Son iki üç yıldır aynı şekilde devam ediyor. Hâlbuki ek mesai denen olay ihtiyaca göre yapılan, dönem dönem yapılan, sürekliliği olmayan bir sistemdir. Eğer süreklilik varsa vardiya usulüne geçmeniz lazım. Sürekli olarak birilerinin ek mesai adı altında sürekli ek maaş alması sağlıklı değildir.
“Türkiye bizim IMF’mizdir” dememdeki sebep şudur: Türkiye’deki teknik heyetle biz görüşmelerimizi devam ettirmekteyiz. Çünkü onlar çok deneyimli, çok tecrübe kazanmış IMF ile oturmuşlar, konuşmuşlar, bir takım programlar düzenlemişler. Biz de Türkiye ile kamu, özel sektör ve diğer alanlarda neler yapılabileceği konusunda istişare yapıyoruz. “Türkiye bizim IMF’mizdir” sözüyle bunu söylemek istemiştim. Türkiye teknik yardımları ile bu sıkıntıları aşmak, buradaki kalıcı tedbirlerle yapısal bozuklukları düzeltmek konularında bize yardımcı oluyor. Ancak IMF benzetmesi tam anlamıyla doğru olmayabilir. Çünkü IMF Türkiye’ye katkıda da bulunabilir, kredi de verebilir ama parasını da geri alır. Ancak Türkiye esasında bize çok cömert davranmaktadır. Bize hibe bırakıyor, krediler veriyor ve bunların peşine düşmüyor. O bakımdan tam IMF benzetmesi doğru olmayabilir. Ben IMF benzetmesini daha çok teknik yardım bakımından yapmıştım. KKTC ekonomisinin düzeltilmesi için yapılacak olan çok ciddi işler vardır. Bu ciddi işleri de ortaya koyarken IMF ile çalışan ve tecrübesi olan Türkiye’nin teknik yardımına ihtiyacımız vardır. Çünkü bunları tartışıp sebebini bulmak kolay değildir. Türkiye’nin deneyimli katkılarıyla biz bu işleri düzenliyoruz. Geçen hafta burada Ankara’dan sekiz kişi vardı. Bu uzmanlarla görüşüldü, fikir alışverişi yapıldı ve ben bu uzmanlardan önemli katkılar aldım. Biz hala ekonomiyi kayıt altına alamadık. Çünkü otomasyona bağlı bir vergi sistemi hala daha belirlenmemiş durumda. Bunlar ciddi projelerdir. Türkiye Cumhuriyeti’nin çok değerli bürokratlarıyla biz bunları şu anda ciddi bir şekilde gözden geçiriyoruz. Türkiye’nin teknik yardımlarıyla KKTC’nin alt yapısını düzeltmeye çalışıyoruz ve bu konuda yardımcı olan herkese çok teşekkür ediyorum.
SİYASET : KKTC uluslararası alanda ambargo altında bir bakıma varlık mücadelesi veriyor. Doğrudan yatırım ve ulaşım kısıtlarıyla, ağır maliyetlerle karşı karşıya bulunuyorsunuz. Bu sorunların aşılabilmesi için nasıl bir strateji ve ekonomik model düşünüyorsunuz? Türkiye’deki iş dünyasından beklentileriniz nelerdir?
TATAR : Rum tarafına yılda üç milyon turist gidiyor. Bize ise bunun ancak onda biri geliyor. Bunun da % 80 Türkiye’den geliyor. Güney Kıbrıs’a dünyanın her yerinden direk uçuşlar vardır. Bize ambargoların ve izolasyonların en büyük faturası direk uçuşların olamamasıdır. Kıbrıs bir turist adasıdır ve çok fazla turist gelebilir ama maalesef direk uçuş olmadığı için bu mümkün olmuyor. Bizim direk uçuşlarımız sadece Türkiye’den oluyor. Yabancı havayolları şirketleri direk Kuzey Kıbrıs’a gelemiyor. KTHY ve THY, son yıllarda ne mutlu ki Pegasus ve Atlasjet şirketleri de uçmaya başlamıştır. Bu da tabi yolcu sayısında artış getirmiştir. Eskiden İstanbul’a günde bir sefer varken şimdi günde üç sefer var, Ankara’ya haftada üç sefer varken şimdi günde bir sefer var. Türkiye’nin değişik şehirlerinden Gaziantep, Trabzon, Kayseri uçuşlar var. Her geçen gün bu yönde bir gelişme vardır. O yönden mutluyum ama izolasyonun bize en büyük faturası, bunu altını çizerek söylüyorum, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyati’ne dünyanın hiçbir yerinden direk uçuşların olmamasıdır. Rum tarafına sadece İngiltere’den yılda iki milyon turist gider çünkü İngiltere’nin her şehrinden Rum tarafına direk uçuşlar vardır. Böyle bir imkân bizde olsa İngiltere’den, İtalya’dan dünyanın her yerinden daha fazla yolcu gelir. Çünkü direk uçuş daha rahat ve daha ucuz oluyor. Diğer türlü İngiltere’den gelecek olan yolcu üç buçuk saatte İstanbul’a geliyor, İstanbul’dan Ercan’a iki saatte geliyor, bir de rötar yaparsa altı saati buluyor. Bu da haliyle zahmetli ve maliyetli oluyor. Bunlar tabi ki ulusal bedellerimizdir. Bedel ödenmeden bu topraklara sahip olamazdık. İşte bu bedelleri ödemeye devam diyoruz. Haliyle biz bu vatanı hak ediyoruz çünkü biz bunun bedelini ödüyoruz.
Ambargolar konusunda Türkiye’deki iş dünyasından destek görüyoruz. Ancak dünyadaki hukuki sorunları aşmak ancak uzun vadeli bir propaganda sayesinde olur. Türkiye’nin çok güçlü işadamları, dünyayla ciddi iş yapan işadamları vardır. Bu soydaşlarımızdan bizim davamızı her yerde savunmalarını diliyoruz. Çünkü bugün bakıyorum Türkiye çağ atladı ve atlamaya devam ediyor. Gerek Rusya’dan gerek Türk Cumhuriyetlerinden gerekse başka ülkelerden çok ciddi yatırımlar vardır. En azından bu ortak kültürümüz olan cumhuriyetlerde bizim propagandamız yapılsa belki tanıma olayı veya izolasyonların kalkması olayı oralardan başlar. Türk Cumhuriyetlerine veya oraya yakın diğer ülkelerde bakıyorum bize Avrupa’dan sesleniyor. Avrupa bizimle ilgileniyor, burayı kendinin bir parçası olarak görüyor. Hatta kontrol altında olmayan bir bölge olarak görüyor. Yani bize yapılan bir hakarettir. AB yetkilileri devamlı gelip bizimle görüşüyor. Kara para aklama var mı yok mu burada? Tabi cevaplarını alıyorlar ama bizimle o kadar samimi olduklarına da inanmıyorum. Onların bütün isteği Kıbrıs Rumlarını memnun etmek, Güneydeki yönetimi AB’ye tek taraflı çözümden önce almak suretiyle zaten bize büyük bir haksızlık yaptıklarını bütün milletimiz biliyor. O bakımdan bizim daha fazla baktığımız nokta Türkiye ve Türkiye’nin kuzeyidir.
SİYASET : Yatırımcıları ve iş adamlarını doğrudan ilgilendiren konuların başında gelen “Para” ve “Kambiyo” sistemi KKTC’de nasıl işliyor? Bu konuda bilgi verir misiniz?
TATAR : Bizim para yönetimimiz serbest piyasadır. İnsanlar dilediği gibi buraya veya buradan dışarıya havale yapabilirler. O bakımdan serbest bir rejimdir. Türk yatırımcıları da bunu gayet iyi biliyor. Burada çok kolay şirket açabilirler, yatırım yapabilirler. Kazançlarını da Türkiye’ye götürebilirler. O bakımdan hiçbir sıkıntı yoktur. Buradaki Merkez bankası Türkiye’deki Merkez Bankası ile yakın ilişkiler içersindedir. Biz maliye bakanlığı olarak da her zaman onlara hizmet edebilmek için buradayız.
SİYASET : KKTC’nin sorunlarının aşılması amacıyla geçmiş yıllarda olduğu gibi bu yıl da KKTC ve Türkiye Cumhuriyeti “Ekonomik İşbirliği Protokolü” ve “Kredi Anlaşmaları” için teknik ve siyasi düzeyde çalışmaların yürütüldüğü ifade ediliyor. Bu anlaşmalarla hangi hedefleri, amaçları ve politikaları ön plan çıkarmayı ve düzenlemeler yapmayı düşünüyorsunuz?
TATAR : Her protokolde olduğu gibi bu yapısal bozuklukların giderilmesi için bazı tedbirlerin alınması şarttır. Türkiye Cumhuriyeti’nin bütçemize ve yatırımlarımıza katkısı söz konusudur. Bunlar da direk reel sektörün gelişmesi için alt yapı çalışmaları için kullanılır. Protokollerin uygulanmasıyla buradaki ekonomik potansiyelin gelişeceğine inanıyorum. Türkiye ile kredi anlaşmaları dediğim gibi bir takım tedbirlerin alınması ile projelerin geliştirilmesi ve hayata geçirilmesine bağlı olarak yıllık yardım rakamları belirlenir. Bu krediler daha çok alt yapı yatırımları için kullanılacaktır. Türkiye Cumhuriyeti bunlarla yakından ilgileniyor ve bizim hükümetimiz de yapılmış veya yapılacak olan anlaşmalarla buraya kaynak aktaracaktır.
SİYASET : Son olarak eklemek istediğiniz hususlar var mı?
TATAR : Sizlere çok teşekkür ediyorum. Derginizin sayılarını inceledim. Yayın hayatı kolay değil. Ben de hem Maliye Bakanıyım aynı zamanda da medya patronuyum. Kanal T televizyonun sahibiyim. Uyduda yayın yapıyoruz. İnşallah ülkemizdeki ekonomik gelişmeler gerek tirajınız, aldığınız reklamların hem sayısı hem de fiyatı artar ve ekonomik olarak rahat olursunuz. Çünkü bu bir hizmettir. Basında değişik yerlere gidip yayınlar yapıyorsunuz ve buraları tanıtıyorsunuz, geceler düzenliyorsunuz ve bunlar ulusal medyada yer alıyor. Yaptığınız tanıtımlarla bu çok verimli bir hizmettir. Uzun yıllardır yayın hayatında olduğunuz için mutlaka bunun devamı gelecektir. Bize düşen bir şey varsa burada yapmaya hazırız. KKTC’yi tanıtacağınız için size teşekkür ederim.
Kodlama | www.nuans.com.tr
© 2011 Siyaset Dergisi