Kıbrıs’ta Adil ve Kalıcı Bir Çözüm İçin Çalışmalarını Sürdüren, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Uluslararası Alanda Daha Etkin Temsili İçin Girişimlerde Bulunan KKTC Dışişleri Bakanı Hüseyin ÖZGÜRGÜN
Siyaset: Kısaca özgeçmişinizden bahseder misiniz?
ÖZGÜRGÜN: 1965 yılında Lefkoşa’da doğdum. 1988 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesinden mezun olduktan sonra İngiltere’de dil ve yönetim bilimi eğitimi gördüm. 1998, 2003 Genel seçimlerinde ve 2005 Erken Genel Seçimlerinde milletvekili seçilerek halkımıza hizmet ettim. 2004 yılından nisan 2009 yılına kadar Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi üyesi olan iki Kıbrıs Türk Milletvekilinden biri oldum. 2006 yılında yaklaşık bir yıl süreyle UBP Genel Başkanlığı yaptım ve nisan 2009 seçimlerinde milletvekilliğini kazanarak yeni kabinede Dışişleri Bakanı olarak göreve başladım. Atletizm ile futbol dallarında milli sporculuk yapmış ve çok az olsa da boş zamanlarını onlarla geçirmekten büyük keyif alan iki çocuk babasıyım.
Siyaset: Hükümetinizin genel olarak dış politikası ve özellikle “Kıbrıs” ve “Kıbrıs uyuşmazlığı” ile ilgili politikası hakkında bilgi verir misiniz?
ÖZGÜRGÜN: Hükümetimiz dış politikasında genel olarak Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin uluslararası camiayla temaslarının artırılması, ülkemiz üzerindeki ambargoların özellikle ekonomik, sportif ve kültürel alanlarda kaldırılması ve Kıbrıs Türk halkının mümkün olduğunca çok platformda temsil edilerek hak ve çıkarlarının korunmasını hedeflemektedir. Bu bağlamda, ülkemizin gerek ikili gerekse çok taraflı ilişkilerini geliştirerek Kıbrıs sorununun gerçeklerini; Kıbrıs Türk tarafının bu konudaki görüşlerini; Kıbrıs Türk halkının yıllardır maruz kaldığı haksızlıkları ve dünyanın artık bu duruma gözlerini kapatmaya devam etme lüksu kalmadığını muhataplarımıza iletmeyi amaçlıyoruz. Bu çerçevede kısa vadede mevcut Dış Temsilciliklerimizin güçlendirilerek bulundukları ülkelerde daha etkin olmalarının sağlanması, orta ve uzun vadede ise KKTC’nin temsil edildiği coğrafyanın genişletilmesi ve stratejik önem sırasına göre mümkün olduğunca çok ülkede yeni Temsilcilikler açılması planlanmaktadır. Uluslararası örgütler nezdinde temsiliyet ve özellikle İslam Konfernası Örgütü’yle ilişkilerimizin daha da güçlendirilmesi öncelikli konular olarak belirlenmiştir. Bu bağlamda, İKO kurumları ve üye Ülkelerle her alanda işbirliğimizin geliştirilmesi için gerekli çalışmalar başlatılmıştır. Kıbrıs sorunuyla ilgili olarak Partimiz ve Hükümetimizin politikası esas itibarıyla yıllardır herhangi bir sapma göstermemiştir. Hükümetimiz Kıbrıs’ta iki-toplumluluk, iki-kesimlilik, siyasi ve eşit egemenlik ilkeleri temelinde yeni bir ortaklık kurulması ve kurulacak yeni ortaklığın Türkiye’nin etkin ve fiili garantisinin sulandırılmadan devamını sağlamasını talep etmektedir. Mal-mülk, toprak ve göçmenler konuları da fiili gerçeklere uygun olarak çözümlenmelidir. Bunca yıldan sonra varılacak bir çözüm çerçevesinde yeni göçmenler yaratılması, insanların evlerinden, yerlerinden edilmesi düşünülemez. Ayrıca, varılacak bir çözümün iki halkın ayrı referandumlarla onayını alması ve AB birincil hukuk haline gelmesi hususları bizim açımızdan vazgeçilmezdir.
Siyaset: KKTC’de 19 Nisan 2009 seçimlerinden sonra Kıbrıs konusunda izlediğiniz politika hem KKTC hem de Türkiye kamuoyunda geniş bir destek alıyor. Bugün 2004 referandum sürecinden farklı bir ortam söz konusudur. UBP’nin yeniden iktidara gelmesi sizce ikinci turu başlamış olan Talat-Hristofyas müzakere sürecini nasıl etkiler? Bir değişiklik söz konusu olabilir mi?
ÖZGÜRGÜN:Sayın Başbakanımız 19 Nisan 2009 seçimleri öncesi ve sonrasında UBP’nin devam etmekte olan müzakere sürecinde Kıbrıs Türk tarafı adına görüşmeleri yürüten Sayın Cumhurbaşkanı Talat’ı destekleyeceğini beyan etmiştir. Partimiz Kıbrıs’ta adil ve kalıcı bir çözümden yanadır ve bu yöndeki çabalara katkı koymaya hazırdır. Esasen, müzakere sürecinin ikinci turuna geçilmeden önce KKTC’de Kıbrıs Türk halkının büyük çoğunluğunun desteğini almış bir tek parti hükümeti kurulmuş olması müzakere masasında bizim elimizi güçlendiren bir gelişmedir ve bu avantajdan yararlanılması gerekmektedir. Bilindiği üzere ana muhalefet partisi olarak görüşmeler sürecinin daha ilk aşamalarında üzerinde mutabakat sağlandığı açıklanmış olan tek egemenlik, tek vatandaşlık gibi prensiplere ilişkin itirazlarımız ve görüşmelerde hedeflenmesi gereken çözüm çerçevesine ilişkin görüşlerimizi kamuoyuna açıklamıştık. Bunun ardından hükümete gelmiş olan bizler ve Cumhurbaşkanı Talat’ın ortak görevimiz halkımızın nisan 2009 iradesinin görüşmeler sürecine de yansımasını sağlamaktır. Devam eden görüşme sürecinde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Kıbrıs Türk halkı ve Anavatan Türkiye’nin hayati hak ve çıkarlarından ödün vermeden yapıcı bir tutum izlediğimiz sürece olası farklılıklarımızdan da güç yaratarak yolumuza devam edebileceğimize inanıyorum.
Siyaset: Geçmiş müzakere süreçlerini ve bugünkü müzakere sürecini dikkate aldığımızda sizce Rumlar gerçekten bir anlaşma istiyor mu?
ÖZGÜRGÜN: Geçmiş ve bugünkü müzakere sürecinde izledikleri tutuma bakıldığında Rum tarafının yıllardır masada olan ve BM parametreleri olarak nitelendirilen siyasi eşitlik, buna bağlı eşit güç paylaşımı, iki kesimlilik, 1960 garantiler sisteminin devamı gibi prensipler bazında bir çözüm hedeflemediği açıktır. Sayın Hristofyas’ın devam eden müzakere sürecine başlarken vermiş olduğu iyi niyet mesajlarına rağmen masaya getirdiği önerilere bakıldığında Rum tarafının Kıbrıs sorununun çözümüne yönelik maksimalist yaklaşımında esasa yönelik hiçbir değişiklik olmadığı açıkça görülmektedir. Nitekim BM Genel Kurulunda yaptığı konuşmada Kıbrıs Rum lideri çözümden anladıklarının üniter bir yapı içinde Kıbrıs Türk halkına otonomi benzeri haklar vermek olduğu gerçeğini gizlemeyi başaramamıştır. Rum Ulusal Konseyi’nin çözüm çerçevesiyle ilgili üretmiş olduğu son kararlar da Rum tarafının gerçekçi bir anlaşmadan ne kadar uzak olduğunu göstermektedir.
Siyaset: Türkiye Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Ağustos ayında KKTC’ye bir günlük ziyaret geçekleştirdi. Bu ziyaretinde Bakan Davutoğlu, önemli mesajlar verdi. Bu ziyareti ve verilen mesajları nasıl değerlendiriyorsunuz? Kıbrıs konusunda alternatiflerden söz edildi. Müzakerelerin çıkmaza girmesi halinde KKTC’nin tanıtılması alternatifi de bu yeni dönemde söz konusu olabilir mi?
ÖZGÜRGÜN: Sayın Davutoğlu’nun KKTC’ne gerçekleştirmiş olduğu ziyaret zamanlaması ve seçilen gün itibarıyla olumlu mesajlar yüklüydü. Sayın Dışişleri Bakanı ikinci turun hemen öncesinde ve dünya barış gününde KKTC’yi ziyaret ederek Türkiye’nin müzakere sürecine desteğini vurgulamıştır. Basına vermiş olduğu demeçlerde de mümkün olan en kısa sürede adil ve kalıcı bir çözüme ulaşılması yönünde Türkiye’nin gereken katkıyı koymaya hazır olduğunu bir kez daha ilan etmiştir. Sayın Davutoğlu en önemli mesajı ise Rum tarafına vermiştir. Kıbrıs Türk tarafı ve Türkiye’nin 2004 referandumunda ortaya koymuş olduğu yapıcı tutumla Ada’da bir çözüm için gerekeni yapmış olduğu ve devam etmekte olan müzakere sürecinde aynı iyi niyetin sergilenmekte olduğuna dikkat çeken Davutoğlu, Rum tarafına bu şansı da bertaraf etmeme çağrısı yapmıştır.
Bu bağlamda Sayın Davutoğlu, müzakerelerin çıkmaza girmesi veya varılacak bir anlaşmanın bir kez daha Rum tarafınca reddedilmesi halinde Kıbrıs Türk ve Türk tarafının alternatifsiz olmadığı gerçeğini de Rum tarafına hatırlatmıştır. Türkiye ve KKTC olarak müzakereler yoluyla soruna çözüm bulma gayretimiz ve istekliliğimiz ila nihaiye Rum tarafının ikna olmasını bekleyeceğiz anlamına gelmemektedir. Kıbrıs’ta bir kez daha başarısızlık yaşanması halinde uluslararası konjektürün de farklı yönde gelişmesi ve farklı çözüm alternatiflerini uluslararası camiayla işbirliği içinde değerlendirip, uygulamaya koymamız da mümkün olabilecektir. Bazı uluslararası düşünce kuruluşları KKTC’nin tanınması dâhil farklı senaryolar üzerinde hali hazırda çalışmaya başlamış olduğunu biliyoruz.
Siyaset: Türkiye ve KKTC arasında gerek söylemle ilgili, gerek zamanlama ve ortak tutum konusunda süregelen geleneksel bir işbirliği anlayışı ve derinleştirilmiş özel bir ilişki vardır. Bu ilişkinin ve işbirliği anlayışının çok daha ileri götürülebilmesi için yapmayı tasarladığınız hususlar hakkında açıklama yapabilir misiniz?
ÖZGÜRGÜN: Anavatan Türkiye ile KKTC arasında her alanda var olan özel ilişki Dışişleri Bakanlığımızın günlük iş akışında hayati önem taşımakta ve kurumlarımız arasında en yoğun biçimde yaşanmaktadır. Türkiye Dışişleri Bakanlığı ve yabancı ülkelerdeki misyonları tabiri caizse KKTC diplomasisinin gözü, kulağı ve sesidir. Merkez örgütümüz uluslararası arenada yaşanmakta olan tüm gelişmeleri kendi Temsilciliklerimiz yanısıra TC Dışişleri Bakanlığı ve misyonları kanalıyla takip etmektedir. Esasen Bakanlığımız, T.C. Dışişleri Bakanlığı Örgütüyle ayrılmaz bir bütün olarak faaliyet göstermektedir.
Bu gerçekler ışığında göreve geldiğim günden itibaren T.C. Dışişleri Bakanlığı ile mevcut işbirliğimizi daha da güçlendirmeyi hedeflemekteyim. Bu amaca yönelik olarak geçmişte Türkiye Cumhuriyeti ve KKTC Dışişleri Bakanlıkları arasında bir işbirliği protokolü imzalanarak resmen yürürlüğe konmuştu. Zaman içinde rafa kaldırılmış intibası yaratan bu protokolün öngördüğü uygulamaları T.C. Dışişleri Bakanlığının da uygun göreceği ölçüde etkin bir biçimde hayata geçirmeyi planlamaktayız. Bu çerçevede, personelimizin T.C. Dışişleri Bakanlığı Merkez Örgütü ve misyonlarında fiili görev yapması, eğitim alması, T.C. heyetlerine dâhil edilerek uluslararası toplantılara katılması gibi uygulamalara öncelik vermiş bulunmaktayız. Halen bir meslek memurumuz Ankara’da Merkez Örgütü’nde eğitim görmekte, iki meslek memurumuz ise T.C. Lefkoşa Büyükelçiliği’nde geçici görevlendirmeyle fiilen çalışmaktadırlar.
Siyaset: Göreve geldikten sonra Türkiye’ye gerçekleştirdiğiniz ilk resmi ziyarette Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu yaptığı açıklamada, KKTC’nin çok daha etkin bir şekilde uluslararası alanda tanıtımının ve ofislerinin açılarak, uluslararası forumlarda temsil edilmesinin Türkiye için öncelik olduğunu kaydetmişti. Bu konuda geçen süre içinde beklenen gelişmeler oldu mu? Bu yöndeki çalışmalarınız ne durumdadır?
ÖZGÜRGÜN: Sohbetimizin başında bahsettiğim üzere KKTC’nin çok daha etkin tanıtımı ve temsiliyeti hususları hükümetimizin de öncelikli politikalarıdır. Bu konuda geçtiğimiz aylarda T.C. Dışişleri Bakanlığı ile işbirliği içinde ve özellikle Sayın Davutoğlu’nun şahsi desteğiyle ciddi ilerleme kaydedilmiştir. Haziran ayında Kuveyt’e Temsilcilik Ofisi açma çalışmalarımız sonuçlandırılarak Temsilcimiz resmen göreve başlamıştır. Bahreyn’de bir temsilcilik açılması yönünde ülke yetkilileriyle mutabakat sağlanarak gerekli çalışmalar sonuçlandırılmıştır. Kısa bir süre içinde halen ataması yapılmış olan Temsilcimiz göreve başlayacaktır. Bunlara ilaveten çeşitli ülkelerde Temsilcilik açma çalışmalarımız olumlu yönde ilerlemektedir.
Siyaset: Kıbrıs gerçeklerine dayalı adil, kalıcı ve kapsamlı bir anlaşma umudu var mı? Rumların güvenlik ve garantiler, toprak ve mülkiyet, egemenlik, siyasi eşitlik konuları başta olmak üzere ileri sürdükleri tezler ve öneriler dikkate alındığında müzakerelerden bir anlaşma çıkacağını bekliyor musunuz? Rumların taktik oyalamaları ve zaman kazanma çabaları ne gibi sonuçlar yaratır?
ÖZGÜRGÜN: Kıbrıs Rum tarafının hedefleri konusundaki görüşlerimi “parça çözümlere” ilişkin sorunuza verdiğim yanıtta sizinle paylaştım. Rum tarafı Kıbrıs sorununa genel yaklaşımı ve sorunun ana veçhelerine ilişkin kabul edilemez tutumunu değiştirmediği sürece müzakerelerden iki halkın onayına sunulabilecek kapsamlı bir anlaşma çıkması mümkün olmayacaktır. Rum tarafının çözüm için çaba gösteriyor kisvesi altında müzakere sürecini olabildiğince uzatmayı başarması bizim açımızdan istenmeyen sonuçlar yaratacaktır. Müzakerelerin sonuçsuz ve süresiz olarak devam etmesinin kimin çıkarına hizmet edeceği malumdur. GKRY ve Yunanistan AB üyesi olarak hak ve çıkarlarımızı ihlal etmeye devam ederken, KKTC için ambargolar altında belirsizlik, Türkiye için ise AB başta olma üzere uluslararası platformlarda Rum tarafından kaynaklanan sıkıntılar sürecektir. Bu çerçevede, Kıbrıs Türk ve Türk tarafı olarak çözüme yönelik iyi niyetimizi muhafaza etmekle beraber Rum tarafının taktiklerini bertaraf etmeye yönelik stratejileri de belirlemek ve zamanı geldiğinde uygulamak durumunda olduğumuz açıktır
Kodlama | www.nuans.com.tr
© 2011 Siyaset Dergisi