• Sayı: Ağustos 2011

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Bağımsızlığının ve Egemenliğinin Teminatı olan KKTC Cumhuriyet Meclisi Başkanı Dr. Hasan BOZER

Siyaset:  Okuyucularımızın sizi daha yakından tanımaları için kısaca özgeçmişinizden söz eder misiniz?

BOZER: 1944 yılında Baf'ın Aydın köyünde doğdum. 1957-1960 yıllarında Baf Kurtuluş Lisesi'nde, 1960-1963 yıllarında Lefkoşa Erkek Lisesi'nde tahsil gördüm. 1963 yılının ekim ayında Çapa Tıp Fakültesinde eğitime başladım.        

1964 yılında eğitimime ara vererek Erenköy’de iki yıl mücahitlik görevinde bulundum. Bilahare eğitimime devam ederek 1970 yılında mezun oldum. Bir yıl Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi’nde çalıştıktan sonra Hacettepe Üniversitesi Çocuk Hastalıkları Bölümünde 1971-1975 yılları arasında ihtisas yaptım. 1975-1981 yılları arasında Cengiz Topel Hastanesi’nde çocuk hastalıkları uzmanı olarak görev yaptım. 1981 yılında Girne Akçiçek Hastanesi’ne nakledildim.1987 yılında ayni hastanede Başhekimlik görevine getirildim ve 2003 kasım ayına kadar bu görevime devam ettim. 14 Aralık 2003 Genel Seçimlerinde, 20 Şubat Erken Genel Seçimlerinde ve 19 Nisan 2009 Erken Genel Seçimlerinde Ulusal Birlik Partisi'nden Girne Milletvekili seçildim.

6 Mayıs 2009 tarihinde KKTC Cumhuriyet Meclisi Meclis Başkanlığı görevine seçildim. Halen bu görevi sürdürmekteyim. Evli ve bir çocuk babasıyım.

 

 

 

Siyaset: Kıbrıs Türk halkının varoluş mücadelesinin tarihsel sürecini dikkate aldığımızda yasama etkinliklerine paralel bir tarihi gelişme gösterdiğini gözlemliyoruz. Kıbrıs Türk halkının çeşitli evrelerden geçerek oluşturduğu yönetim biçimlerinin temelinde daima demokrasi ve hukuk ilkeleri yer almıştır. Bize yasam faaliyetlerinin tarihsel gelişme sürecini anlatır mısınız?

BOZER: Kıbrıs Türk Halkının varoluş mücadelesi ve yasama faaliyetleri ele alındığı zaman bu süreçte öne çıkan gelişmeleri şu şekilde ele alabiliriz.   

İlk siyasi hareket 1880’li yıllarda Kıraathane-i Osmani ile başladığı kabul edilir. Rum Kıraathanesine karşı oluşturulmuştur. Bu ilk adımı 21 Eylül 1911 ve 24 Eylül 1914 tarihlerinde binlerce kişinin katılımıyla Rum tahriklerini ve ENOSİS yönündeki eylemlerini protesto eden halkın aldığı kararlar izler. Ada'nın ileri gelenlerinden Müftü Hacı Hafız Ziyai Efendi Başkanlığı’nda adanın her tarafından gelen temsilcilerle Meclis-i Milli vücut bulur.  Kıbrıs Türklerinin bağımsızlık mücadeleleri sırasında kurdukları ilk meclis olma özelliği taşısa da Meclis-i Milli’nin ömrü çok kısa olmuştur.İngiliz Yönetimi’nde mevcut Kavanin Meclisi de,  Türklerin Parlemento çalışmalarında bir basamak görevi yapmıştır. 

Kıbrıs Cumhuriyeti 16 Ağustos 1960 yılında resmen bir Ortaklık Devleti olarak kuruldu. Bu sayede Türkler ciddi anlamda Meclis içinde yasama konusunda söz sahibi oldular. Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası gereğince yasama işlevini, %70 Rum %30 Türk oranları doğrultusunda 35 Rum ve 15 Türk üyeden oluşan Temsilciler Meclisi yerine getiriyordu. Ayrıca iki toplumun Cemaat Meclisleri de bulunuyordu.

21 Aralık 1963 tarihinde meydana gelen olayların ardından Kıbrıs Cumhuriyeti dağılır. Kıbrıs Türk halkı “Genel Komite” adı altında yeni bir örgütlenme içine girer ve kendi yasama ve yürütme işlevlerini bu organa brakır.

21 Aralık 1963 de başlayıp 28 Aralık 1967 yılına kadar süren bu dönemde Türk Mukavemet Teşkilatı ile koordineli sürdürülen yasama ve yürütme çalışmalarıyla ilgili olarak Koordinasyon Komitesi adı altında Başkan Dr. Fazıl Küçük ve Başkan Yardımcısı Rauf Raif Denktaş liderliğinde Türk Halkına hizmet verilmeye devam edilmiştir.

28 Aralık 1967 yılında “Geçici Türk Yönetimi” oluşturulur. Hedeflenen ise yasama, yürütme ve yargının tek çatı altında toplandığı etkili bir yönetimdir. Geçici Türk Yönetimi döneminde “Temel Kurallar” yardımıyla yasama, yürütme ve yargının yürütülmesi sağlanmıştır.

Geçici Türk Yönetimi başkanı Dr. Fazıl Küçük, Başkan yardımcısı Rauf R. Denktaş olmuştur; Ayni zamanda Türk Cemaat Meclisi ve Temsilciler Meclisi üyeleri “Yönetim Meclisi” adı altında birleşmiştir. Orhan Müderrisoğlu ilk Meclis Başkanı seçilmiştir.

21 Nisan 1971 tarihli birleşimde alınan kararla Geçici Kıbrıs Türk Yönetimi ismindeki Geçici sıfatı kaldırılır ve Kıbrıs Türk Yönetimi adı verilir.

Sosyal hayattaki büyük değişikliklerin ardından siyasi yaşamda da değişiklikliklerin gereği ortaya çıkınca 1 Ekim 1974 yılında “Otonom Kıbrıs Türk Yönetimi”ne geçiş yapılır. 26 Ağustos 1974 tarihinde oluşturulan yeni kabine ancak 8 Ekim 1974 tarihine kadar görevde kalır.

13 Şubat 1975 tarihinde Kıbrıs Türk halkı siyasi yaşamında ve yönetim şekili acısından en temel değişikliklerden birine imza atar. Kıbrıs Türk Federe Devleti (KTFD) Kurulur. Topluma ait çeşitli kurumlardan seçilen birer üyenin de yer aldığı 50 Kişiden meydana gelen Kurucu Meclis oluşturulur. 24 Şubat 1975 tarihinde KTFD Kurucu Meclisi ant içerek ilk birleşimini gerçekleştirilir. Kurucu Meclis İlk başkanı Rauf R. Denktaş, İkinci Başkanı Necdet Ünel seçilmiştir.

3 Temmuz 1976 yılında KTFD anayasasının 64. maddesi gereği ant içerek göreve başlayan milletvekilleri KTFD’nin 40 üyeli parlamentosunu oluşturmuşlardır.

Kıbrıs Türk Federe Devleti Meclisi 17 Haziran 1983 yılında Self Determination kararı alınca, Kıbrıs Türk Halkının varolma savaşı adına en büyük adım atılmıştır. Artık Türk Halkı kendi kaderini elleri arasında taşımaya başlayacaktır.

29 Kasım 1983 tarihinde Kıbrıs Türk Federe Meclisi’nin 40 üyesine ek olarak çeşitli kurum ve kuruluşların üyeleri arasından seçilen birer temsilciyle 70 üyeye ulaşan KKTC Kurucu Meclisi 6 Aralık 1983 tarihli ilk birleşiminde ant içerek göreve başlar.

23 Haziran 1985 tarihinde KKTC Cumhuriyet Meclisi Milletvekilliği seçimleri yapıldı. 8 Temmuz. 1985 yılında ant içerek göreve başlayan milletvekilleri ile birlikte Cumhuriyet Meclisi de şekillenmiş ve vücut bulmuştur.  Bundan sonra demokrasinin gereklerini yapan ve halkını layık olduğu en iyi şekilde yönetecek kurumları onların hizmetine sunacaktır.

 

Siyaset: Varoluş mücadelenizin başlangıcından itibaren KKTC’nin oluşumuna ve günümüze kadar geçen sürede Meclislerde alınan ve Kıbrıs Türk halkının geleceğine etki eden başlıca kararlar sizce hangileridir?

BOZER: KKTC Cumhuriyet Meclisinde alınan en önemli karar Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti devletinin İlanı ve buna ilişkin kararlardır. 

Bu arada Kıbrıs konusunda TBMM’nin tarihi kararları da bulunmaktadır. TBMM’nin Rum tarafının tek taraflı olarak AB”ye alınmasının Ada’yı böleceğini dünyaya deklare etmiştir. ‘Milli Dava ve Garantörlük’ vurgularının öne çıktığı kararlarda, Türkiye’nin AB üyeliğinin Kıbrıs şartına bağlanmasının kabul edilemeyeceği de kayda geçirilmiştir. 

Kararlar, Kıbrıs konusunda önemli uluslararası gelişmelerin yaşandığı dönemlere rastlıyor. TBMM ilk kararı, Rum tarafının tek taraflı olarak üyelik için AB’ye başvurmasının ardından alınmıştır. Ocak 1997 tarihli uyarıda ‘Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin AB’ye tek yanlı müracaatı, 1960 anlaşmalarına aykırıdır. Bunun gerçekleşmesi, Kıbrıs’ın bölünmesine yol açacak, sorumluluğu da AB’ye ait olacak’ cümleleriyle ifade edilmiştir. KKTC’ye yönelik bir saldırının Türkiye’ye yapılmış sayılacağı da vurgulanmıştır. İkinci karar ise 1999’daki G-8 zirvesinin ardından alınmıştır. Köln Zirvesi’nde G-8’lerin müzakerelerin ön şartsız başlamasını ve BM kararlarının dikkate alınmasını` istemesine tepki gösteren TBMM, bunun ‘Kıbrıs’ın yerel hükümeti olarak Rum tarafının tanındığı’ anlamına geleceğini

 Planı ortaya çıkınca alındı. 6 Mart 2003 tarihli kararda, Ada’da iki kesimliliğin muhafaza edilmesi gerektiği savunuldu. Kararlar, her defasında bütün partilerin katılımıyla ve oy birliğiyle alındı. Kararlarda Türkiye’nin garantörlüğünün sürmesi, Rum ve Yunan taraflarının silahlanma girişimlerinden duyulan rahatsızlık, kalıcı ve adil çözüm talebi, KKTC’ye uygulanan ambargonun kaldırılması gerektiği özellikle vurgulanmıştır.

Siyaset: TBMM ile KKTC Cumhuriyet Meclisi arasında çok özel ve her yıl derinleşerek gelişen bir ilişki düzeyiniz vardır? Bu ilişkileriniz ve varsa işbirliği projeleriniz hakkında bilgi verir misiniz?

BOZER: Cumhuriyet Meclisimiz ve TBMM arasında tasa ve kıvanç birliğinin en güzel örneği olan bu birliktelik, Kıbrıs Türk halkını her zaman ileriye ve güzelliklere taşımıştır. Anavatan Türkiye’nin desteğinin tarihi önemi her Kıbrıs Türkünün yüreğinde ve bilincinde yaşamaktadır.

İnsanlık dışı ambargolarla kendi coğrafyasında yokluğa ve dışlanmışlığa mahkûm edilmek istenen halkımız parlamenter etkinliklerle dış dünyaya açılma mücadelesi verirken Türkiye Büyük Millet Meclisinin paha biçilmez yardımlarını görmektedir. Çeşitli uluslararası platformlarda Kıbrıs Türk halkının seçilmiş temsilcileri olarak sesimizi duyururken, Anavatan Türkiye’nin parlamenterleriyle yaptığımız dayanışmanın önemi büyüktür.

 

Siyaset: KKTC Cumhuriyet Meclisi’nin diğer ülke parlamentoları ile ilişkileri ne düzeydedir? KKTC tanınmamış olmakla beraber parlamentolar arası temaslar ya da dostluk grupları ilişkileri var mı? Avrupa Konseyi Parlamenterler Assamblesi (AKPA), Avrupa Parlamentosu, İslam Konferansı Örgütü Parlamentolar Arası Birlik gibi, kuruluşlarla ilişkileriniz ne durumdadır?

BOZER:

PARLAMENTOLAR  ARASI BİRLİK TOPLANTISI

1990’lı yılların başında Kıbrıs ile ilgili olarak bir araştırma komitesi kurulmuştur. Adanın her iki yanında bulunan siyasetçilerle görüşerek bir Kıbrıs masası oluşturulmuştur. Bu tarihlerden itibaren Kıbrıslı Rumlar ile Kıbrıslı Türkler PAB çatısı altında yuvarlak masa toplantısı gerçekleştirmektedir. Bu toplantı, yılda bir kez genellikle Mart veya Nisan ayında yapılmaktadır.

 

AVRUPA KONSEYİ PARLAMENTERLER ASSAMBLESİ

1963 olaylarından sonra  Kıbrıslı Rumlar Assamble çalışmalarından men edilmiştir. 1983 yılında Türkiye’deki askeri yönetimden faydalanan Rumlar, Assamblede yeniden yer alamaya başladı. Kıbrıslı Türkler olarak biz de o yıllardan itibaren heyet oluşturarak AKPA da lobi çalışmaları yaptık.

2004 yılında Annan Planı’na büyük çoğunlukla evet diyen Kıbrıslı Türkleri desteklemek adına konsey 1376 nolu (2004) kararını çıkararak, iki Kıbrıslı Türk parlamentere assamblede konuşma hakkı (oy hakkı yok) verdi. 

 

AVRUPA PARLAMENTOSU

Avrupa Parlamentosu ile direk ilişkimiz şu anda yoktur. Lobi çalışmaları yapmaktayız.  

 

İKÖPAB

İKÖPAB 1999 yılında kuruldu. Kurulur, kurulmaz hemen heyetlerle katıldık. İlk olarak, Turkish Muslim Community olarak bir sıfatımız vardı. Annan Planı’ndan sonra orada ifade edildiği anlamda Turkish Cypriot State olarak   statümüz vardır. İlişkilerimiz son derece iyidir.  Her yıl Ocak veya Şubat ayında  yapılan Genel Kurul çalışmalarına katılmaktayız.

 

TÜRK CUMHURİYETLERİ

Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından o coğrafyada bulunan tüm Türk Cumhuriyetleri, Özerk ve Muhtariyet vb. ile iyi ilişkiler kurulması münasebeti ile seneler içerisinde dostluk grupları oluşturulmuş ve varolan ilişkileri daha da derinleştirip kökleşitrerek daha da ileriye taşınması için çok yönlü çalışmalar sürdürülmektedir.