Denizli'de Kısa Sürede Yıldızı Parlayan ve Güçlü Alt Yapısı ile Şehrin Lokomotif Firmalarından Biri olan Amiroğlu Şirketler Grubu'nun Azim, Sabır ve Pozitif Enerjiyle Başarıyı Yakalayan Vizyon Sahibi Başkanı

SALİH AMİROGLU

  • Sayı: Nisan 2011

Siyaset : Kısaca özgeçmişinizden bah­seder misiniz?

 

Amiroğlu : 1957 Denizli'nin Babadağ ilçesinde doğdum. Ailenin ikinci bü­yük oğluyum. Ağabeyim İlhan AMİ­ROĞLU'nu elim bir trafik kazası ile kaybettik. Benden küçük bir erkek bir de kız kardeşim var. İlkokulu Acıdere köyünde ortaokulu Sarayköy ilçesinde okudum.Annem ve babam çiftçilikle uğraşı­yorlardı. Ortaokulu okurken babam köyde ilk traktörü alan kişi olunca traktör sevdasına ortaokulu terk ettim.Çocukluğumdan beri babama yardım ederim. Çift sürmek, traktör olduktan sonra oyun gibi gelmeye başladı."Baş­ka şeyler yapmalıyım"diye Babadağ'a yerleştim. Çiftçilikle uğraşırken hatır için, inşaat malzemesi nakliyesi yapa­rak var olan traktör sayımızı artırdık.

 

Daha sonra da kamyon aldık.

Babadağ'da nalburiye dükkanı açtık, kömür ticaretine başladık. Denizli'ye 80'li yıllarda taşındık. Kömür ticaretinin ardından kum ocakları açtık. Sırayla hazır beton, hazır sıva tesisi kurduk. Agrega üretimi ile bu tesisleri besledik. Grubumuza asfalt ve yol yapımı ekledik. Denizli ve çevre illerde birçok duble yol, altyapı ve üst ya­pı çalışmalarına imza attık. Hazır beton sektöründe de müteahhitlik anlamında da hızla ilerledik. Alış­veriş merkezleri, TOKİ binaları, okul inşaatları yapmaya başladık. Denizli'ye sığmamaya başlayınca Manisa'da bulunan MICIRTAŞ A.Ş.'ye ortak olup ardından tama­mına sahip olduk. Manisa Organize Sanayi'de bulunan taş ocağımız Manisa ve İzmir'deki tüm hazır be­ton tesislerine agrega temini yap­maktayız.Özetle, AMİROĞLU ŞİRKET­LER GRUBU olarak sırayla başla­dığımız inşaat malzemesi satışı, kum ve taş ocağı, kömür ticareti, hazır sıva ve hazır beton üretimi, asfalt üretimi, yol yapım ve taah- hütlük işlerinde ilerlemekteyiz.

Hedeflerimiz arasında emin adımlarla ilerlediğimiz inşaat sek­töründe kalite ve güven anlayışı­mızla oluşturduğumuz farkımızı Ege Bölgesi, Türkiye ve yurtdışın­da da hissettirmek.

 

 

Siyaset : Bilindiği gibi Denizli ken­ti tarih boyunca Anadolu'da yaşa­nan birçok medeniyetten etkilen­miş ve medeniyetlerin Denizli'nin günümüzdeki ekonomik yapısının biçimlenmesinde izleri görülmektedir. Bu bağlamda kentinizin günümüzdeki sanayi, tarım, hayvancılık, turizm ve diğer hizmet sektörleri alanındaki üre­tim kapasitesi ve potansiyeli hakkında bilgi verir misiniz?

 

 

Amiroğlu : Denizli ilimizde tarih bo­yunca birçok medeniyet yaşamıştır. Her bir medeniyetten izler kalmıştır. Tekstil sektörü eski medeniyetlerden kalan birikimin sonunda buralara ka­dar gelmiştir. Denizli olarak tekstilde Türkiye'nin Dünya'ya açılan kapısı durumundayız. Birçok markaya Deniz­lili olarak imza attık. Tarım ve hayvan­cılıkta da ilimizde bölgeden bölgeye değişiyor. Her bölgenin farklı potansi­yeli ve kapasitesi mevcuttur.

 

Siyaset : Ülkemizde tarım ve hayvancı­lık hem üretim kapasitesi açısından hem de istihdam açısından birçok sek­törün önündedir. Buna rağmen dışarı­dan ülkemize tarım ürünleri ve özellik­le de son günlerde gündemde olan et ürünleri getirilmektedir. Bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz? Yapılan it­halatın ülke tarımına ve hayvancılığa zarar ve yararları ne olabilir? 

 

Amiroğlu : Türkiye sahip olduğu coğ­rafya, iklim ve tarım potansiyeli hay­vancılık alanında uygun koşullara sa­hip ender ülkelerden biridir. Ancak sa­hip olduğu bu duruma rağmen et fiyat­larındaki aşırı yükselme göze çarp­maktadır. Bunun sebebinin de Avrupa Gümrük Birliği Anlaşması olduğunu düşünüyorum. Bilindiği gibi bundan çok değil 20 yıl öncesine kadar dünya­da kendi kendine yetebilen sayılı ülke­ler arasındaydık. "Neoldu da biz bu hale geldik?"diyoruz. Ben, gelinen noktanın uygulanan ekonomi politika­larının bir sonucu olduğunu düşünüyo­rum. Avrupa Gümrük Birliği Anlaşması'na göre; Avrupa bizden belirli kapa­sitede tekstil malzemesi alacak, karşılı­ğında Avrupa'dan biz hayvan ve hay­vansal gıda ürünleri alacağımız. 2000'li yıllarda deli dana hastalığı çık­tı. Mazeret gösterdik, et ürünlerini al­madık. Şimdi de diyorlar almadığınız ürünlerin kontenjanını kapatınız. Hü­kümet bu şarta uyabilmek için mecbu­ren girdileri (yem v.b.) yükseltip, hay­vancılık yapılacak alanları (otlakları ağaçlandırıp otlama alanlarının kısıtla­mak) daraltma yoluna gitmektedir. En basit örneği bu Kurban Bayramı'dır. Dışarıdan"Angus"adında gelen kur­banlıklar. Uygulanan bu politika ülke­mizdeki hayvancılığa zarar vermekte­dir. Bir an önce gerekli tedbirlerin alın­ması mecburidir.

 

 

Siyaset : Sizce ülkemizde tarım ve hay­vancılık sektörünün en önemli sorunla­rı nelerdir? Sorunların aşılması için alınması gereken önlemler ve uygulan­ması gereken politikalar ve projeler ne­ler olmalıdır?

 

 

Amiroğlu : Tarım ve hayvancılığın en önemli sorunları girdi sorunlarıdır.Mazota, gübreye her geçen gün zam gelmektedir. Dolayısıyla girdiler yük­selmekte, ürün fiyatları da geçen yılki gibi sabit kalmaktadır. Devlet çiftçiye sübvansiyon uygulayarak bu duruma çözüm bulmalıdır. Avrupa çiftçisini korumak için % 40'lara varan sübvan­siyon uygulamaktadır. En kesin çö­züm, Gümrük Birliği'nden bir an önce çıkmaktır.

 

Siyaset : Denizli ili "Anadolu Kaplan­ları '' arasında öne çıkmış olan oldukça gelişmiş bir sanayi kentidir. Ancak son küresel kriz döneminde Denizli sanayi sektörü ve özellikle tekstil sektörünün ağır biçimde etkilendi görülmektedir. Sizce bu olumsuz gelişmenin ana ne­denleri nelerdir ve kentin bu sorunları aşabilmesi için alınmasını düşündüğü­nüz önlemler ve önerileriniz nelerdir?

 

Amiroğlu : Tekstil sektörü geçen 5 yıl içinde biraz sekteye uğradı. Önceden Söke Ovası, Denizli Ovası hep pamuk ekiyordu. Girdilerin (mazot, gübre, vs) yüksek olması nedeniyle çiftçi başka alanlara kaydı. Dolayısıyla tekstil sek­törünün kaliteli pamuğu azaldı. Yurtdı­şından ikame yoluna gidildi. Yurtdı­şından gelen pamuklar düşük kaliteli ve yüksek maliyetli olunca tekstil sek­törü biraz sekteye uğradı. Buna küresel kriz de eklenince tekstilde son 5 yıl sorun yaşandı. Hükümetin bu konuda yaptığı çalışmaların kısa zamanda so­runları çözeceğine inanıyorum.

 

 

Siyaset: Denizli bir sanayi-ticaret ken­ti olması yanında bir tarih, turizm ve önemli termal kentidir. Denizli'nin bu alanlardaki potansiyelini gereğince de­ğerlendirebilmesi, turizm ve termale bağlı olarak sağlık hizmetlerinin geliş­tirebilmesi için sizce hangi politikalara uygulamalara, projelere ve yatırım­lara öncelik verilmelidir? 

 

Amiroğlu : İlimiz aynı zamanda turizm kentidir de. Dünyaca ünlü Pamukkalemiz mevcuttur. Ayrıca Karahayıt'ta şi­falı kırmızı termal suyumuz mevcuttur. Şu anda Valiliğimizin uygulamış olduğu "Termal Şehir Projesi" mevcuttur. Bu kapsamda ileride ilimiz için büyük bir turizm merkezi olacağına inanıyorum.